Lorlu Pofuduklar


 
Korkarım yakında resimdeki ton ton aşçıyla göbeklerimizi çarpıştırır hale geleceğiz. Derhal yazın yaklaştığını hatırlamalı ve  milli göbiş hareketine başlamalıyım :D Başlamalıyım diyorum ama ben bile kendime inanamazken, sizin inanmanızı beklemeyeceğim tabii ki. Birileri güzellik algısını değiştirmeli bence bir an önce! Kim demiş sıfır beden güzel diye?! Hııh! Güzel kadın, balık etli kadın arkadaş; net! Hem kadın aç ise mutsuz ve asabi olur; bu da hiç işinize gelmez benden söylemesi :P 
Ooh be, kısa bir günah çıkarmanın ardından gelelim yanağınızı dayayıp uyuyabilecek kadar yumuşak ve lezzeti de yerken damağınızdan dimağınıza kadar size zevk verecek lorlu atıştırmalıklarımıza...

Demleyin yanına misler gibi çayınızı; günün hangi öğünü tüketmek isterseniz o vakit bir çırpıda hazırlayın. İçi lorlu, üzeri ise tulum peynirli sağlıklı atıştırmalıklarınız olsun.
Sonrasında ortaya çıkardığınız güzelliği görüp, mutlu mutlu afiyetle yiyin. Ve bir de mutluluğu uzaklarda aramayın ;) naçizane tavsiyem..

Malzemeler:
3 yumurta,
300 gram tatlı lor peyniri,
100 ml süt,
50 ml sıvıyağ,
500 gr un,
1 paket kabartma tozu,
Yarım demet ince kıyılmış maydanoz,
1 çay bardağı rendelenmiş tulum peyniri,
1 çay kaşığı tuz,

 Üzeri için bir çırpılmış yumurta ve sıvıyağ.

 Yapılışı;
Çırpılmış yumurta ve sıvıyağ hariç tüm malzemeleri oldukça yumuşak bir hamur elde edene kadar genişçe bir kapta yoğuralım. Sonra bu hamuru buzdolabında yarım saat dinlendirelim.
Elimizi bolca sıvıyağ ile yağlayıp, dinlenen hamurumuzdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopararak önce çırpılmış yumurtaya, daha sonra da rendelenmiş tulum peynirine batıralım ve yağlı kağıt serili fırın tepsisine dizelim.
180 derecede önceden ısıtılmış fırında 30-35 dakika boyunca, üzeri kızarana kadar pişirelim.

Kaynak: http://cafedehera.blogspot.com.tr/2013/09/lorlu-pofuduklar.html

Karabaş Otu Reçeli



Yaş aldıkça her ne hikmetse yediğimiz, giydiğimiz herşeyin en doğalı en sağlıklısı olsun çabamız başlar. Bu, farkındalık bilincimiz arttığı için midir yoksa hakkın rahmeti yaklaştığından mıdır  bilinmez :))
Karabaş otu da bana bu hissiyat ile geldi. Aman efendim rahatlatıcı etkisi mi desem, damar açıcı mı, unutkanlık mı, hücre yenileme mi faydaları say say bitmez. "Sen neymişsin be abi!" dedirtecek türden. Oldukça yoğun aromalı ve baharatlı bir kokusu var renginin muhteşemliğine aldanıp bol bol yerseniz de sonrasında pişmanlığı var. Fayda bildirimini sevgili Google'dan bir kaç tık ile öğrenince, pişmanlığınıza bir nebze su serpilebilir. Akabinde ne kadar da sağlıklı besleniyorum canım havaları ise yerinde bir böbürlenme olur zannımca ;)
Bizzat yetiştiği yerden; Mordoğan'dan taze taze toplayıp (ki bu bahar ayları tam zamanı), yaşından reçel ve kurusundan çay demlemek suretiyle bir güzel faydalanıyoruz efem. Tazesinden bulamasanız bile kurusunu aktardan muhakkak temin edin derim. Naçizane ve bir o kadar samimi bir dost tavsiyesidir biline..
Tarifi karabaş otu resimleri ile destekleyerek vermek niyetindeyim.

Resimde gördüğünüz otun gövdesi ve üzerindeki de yaprakları. Biz reçeli işte bu üzerindeki minik yaprakları toplayarak yapıyoruz. Ve tahmin edersiniz ki onlarca çiçekten toplamak demek bu. Ama zahmeti sizi korkutmasın. Toplarken aldığınız oksijene şehirde çok ihtiyacınız olacak. Ve kışın çayını içerken de zahmetin kaymağını yiyeceksiniz ;)) 
Minik yaprakları topluyoruz, yıkadıktan sonra suyunu süzüp 1 yemek kaşığı toz şeker ve yarım çay kaşığı limon tuzu ile ovuyoruz, gül reçeli yaparken yaprakları ovduğumuz gibi. Ovulan yaprakların ezilmiş hali bir su bardağına tekabül etmeli. Yani ölçümüz bir su bardağı karabaş otu.

5 su bardağı şeker,
3 su bardağı su,
1 su bardağı ovulmuş karabaş otu yaprağı.

Hepsini tencerede kısık ateşte kaynamaya bırakıyoruz. Rengini aldıktan sonra reçel kıvamında yoğunlaşmaya başladığı zaman altını kapatıp, kavanozlara paylaştırıyoruz. 
Mümkünse bir kaç gün güneşte bekletelim. 
Afiyet olsun :)

Labne peyniri üzeri :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...