Zencefilli Kakuleli Kurabiye



Bize ait bir kültür olmasa da Noel ruhunu seviyorum. Ve tabiki bizdeki yansıması yeni bir yıla hazırlık. Her yer rengarenk,  her yer ışıl ışıl, muhteşem gözalıcı, mutfaklar neşeli ve hareketli. Hal böyleyken yeni tarif arayışları ile her denediğimiz yeni lezzete küçük bir detay eklemek sunumu masalsı bir havaya bürüyor. Noel ruhunu yansıtma isteğimiz ne kadar sıcak ve şık bir atmosfer yaratıyor. Güzelleşiyor dünya! Bırakalım da güzelleşsin. İhtiyacımız olan da bu değil mi; ruhun ve kalbin yansıması gözler, güzel bakınca değişecek dünya ve insanlık.


Bu haftasonu, Sarp'ın oyuncak ve kitaplardan sıkılıp, kendini annesinin mabed-i mutfağına atma isteği yine had safhadaydı :) Bazen börek sarmaca, çoğu zaman poğaça ve Sarp Bey'imizin son gözdeleri kurabiyeler.
Zencefilli, tarçınlı ve kakuleli bu kurabiyeleri Cafe de Hera' da görür görmez heyecanlanmıştım, bir an evvel denemek için. Gün bu gündür dedim ve itinayla hazırladığım o şahane kokulu hamuru yarım saat kadar dolapta beklettikten sonra başladık üzerinde çalışmaya :))
Bu cookielerin bir diğer güzel tarafı da pişme süresi. Sadece 10 dakika! Pişmesini bekleyemeyecek kadar sabırsız minik kuş ya da kurabiye canavarlarınız varsa evde, tam size göre :D


Malzemeler:
 110 gram eritilmiş tereyağ,
100 gram toz şeker,
1 yumurtanın sarısı,
1,5 Türk Kahvesi fincanı pekmez,
1 tatlı kaşığı zencefil,
1 tatlı kaşığı kakule tozu,
1 çay kaşığı tarçın,
1çay kaşığı karbonat,
3 su bardağı un.
 ve bonibonlar...


Yapılışı;
Eritilmiş tereyağı ve toz şeker mikser ile çırpıldıktan sonra yumurta sarısı ve pekmez de eklenip tekrar çırpılır. Ayrı bir yerde toz karışımlar harmanlanıp, sıvı karışıma yavaş yavaş eklenerek iyice yoğurulduktan sonra hamur streç filme sarılarak buzdolabında en az yarım saat kadar bekletilir. (Kurabiyelere şekil verirken hamur yumuşamaya başladıysa tekrar streçlenip dolapta bir süre daha beklemeye alınır). Buzdolabında sertleşen hamur, un serpilmiş tezgahımızda merdane yardımı ile açılır ve arzu edilen kalıp ile şekil verilip, yağlı kağıt serili 180 derecede önceden ısıtılmış fırında 10 dakika pişirilir. 
Kurabiyeler fırından çıktığında yumuşaktır fakat bekledikçe sertleşecektir. Bu arada üzerine pudra şekeri de serpebilirisiniz. Daha sağlıklı kurabiyeler elde etmek için tam buğday unu ile de deneyebilirisiniz.
Afiyet olsun :)

Midye Börek

Midye Böreğin kulağına karanfil de taktım ya arkadaşlar daha da iflah olmam ben :D Rengine bakmaya doyamadığım, kokusunu ise içime işlediğim karanfili ne yapsam da sizinle paylaşsam diye düşünürken :))) çok spontane gelişti anlayacağınız.
Görüntü nasıl ama börekteki; çok şık değil mi gerçekten?! Bir o kadar basit ve pratik. Hazır yufka ile yapıldığında hayat kurtarma rolüne hayran kalacaksınız ve mutfağınızda hemencecik yer bulacak; demedi demeyin :P Yapım aşamasını bir çok blog arkadaşım paylaştı. Anlatımımdan anlamakta zorlanırsanız sevgili Google görsellerden aratabilirsiniz ;)
Her zaman söylüyorum iç harcı paşa gönlünüze kalmış, çok sıvı olmadığı sürece harcınız, herşeyi kabul eder böreğiniz..


 Malzemeler:
1 adet yufka,
Yarım su bardağı sıvıyağ,
Yarım su bardağı su,
Lor peyniri,
Maydanoz/dereotu.

Yapılışı;
Yufkanızı açın ve su ile sıvıyağ karışımının büyük çoğunluğunu kaşık yardımıyla yufkanın üzerine yayın. Yufkayı dörde bölün. Üçgen kısımlarından geniş kısımlarına doğru büzmeye başlayın (tek parmakla) deneyin ve birleştirin. Sağda solda uzayan yufka parçaları üst üste koyun ve üst üste gelen yufkaların üzerine malzemeyi yerleştirip büzgülü kısma doğru sarmaya başlayın. Sonuna kadar sarıp ters çevirerek yağlı kağıt serili fırın tepsisine yerleştirin. Diğer üçgen parçalara da aynı işlemi uygulayıp, su ve sıvıyağlı karışımı böreklerinizin üzerine bolca sürüp fırına verin. 200 derece fırında kızarana dek pişirin.
Afiyet olsun :)

Havuçlu ve Cevizli Kek

Benden tavsiye pazar pazar yapılacak en iyi şey; mutfağa girip, bol havuçlu, bol tarçınlı ve bol cevizli bir kek yapmak ve yanında ister çay ile, ister envai çeşit kahvelerden -tercihiniz bugün hangisi ise- onunla bir güzel afiyetle yemek. 
İnanın şu an gerçekten sinirleri alınmış, ruhu okşanmış, midesi doymuş, aldığı kalori ise umrunda değil ve hatta çalışmak zorunda olmamı bile bana tamamen unutturmuş vaziyette sebebi lezzetim havuçlu kekim!! Kekimin dokusuna ve kokusuna hayran kıvamda şu an ilişkimiz :D. Peki kaç tane lezzet tanıyorsunuz size bunları yapabilen :)) Tarifin ev sahibi www.kithceninred.com 'un tatlı mutfağına acayip teşekkürlerimi ve sevgilerimi gönderiyorum izninizle...
Mübalağa etmiyorum şu Starbucks'ta yediğiniz koca bir parça havuçlu kekten çok daha şahane bir kekiniz olacak dostlar. Yanına da sıcacık bir chia tea latte gider doğrusu ;) Ha onu da evde yapabilirisiniz. "Yok artık!" demeyin yaparsınız. İsteyince siz neler yaparsınız neler ;) Sadece farkında değiliz ya da yapmayı isteme şeklimizde bir sıkıntı var. Belki de bir parça motivasyon eksiğimiz var, hepsi o ;)) 
Afiyetle güzel bir hafta dilerim, hayal ettiğiniz herşeyi yapabileceğiniz kadar dolu ve kaliteli...

Malzemeler:
4 yumurta,
2 su bardağı şeker,
1 su bardağı sıvıyağ,
2 su bardağı un,
1 paket kabartma tozu,
1 paket vanilya,
5-6 adet havuç,
1 su bardağı iri dövülmüş ceviz,
1 tatlı kaşığı tarçın.

Yapılışı;
Yumurtalar şeker ile birlikte beyazlaşana kadar çırpılır. Vanilya ve sıvıyağ eklenip tekrar çırpılır. Un ve kabartma tozu elenerek ilave edilir. En son havuç, tarçın ve cevizler eklenip spatulayla karıştırılıp borcama dökülür. 175 derecede önceden ısıtılan fırında 50 dakika pişilir.

Afiyet olsun :)

Dereotlu ve Peynirli Poğaça

Nasıl da lezzetlidir; deneyenler bilir, içindeki lor peyniri sayesinde yumuşacık dokusu ile günün her saati aynı kıvamda poğaçalarınız olur ve sizi asla mahçup etmezler :)) Şayet içindeki dereotu ile bir alıp veremediğiniz varsa :P maydanoz ile değiştirebilir yada yeşilliksiz deneyebilirsiniz ;) Zevkinize, sağlığınıza ve paşa gönlünüze kalmış. Şimdiden afiyetler dilerim. Hayatınızda hep heyecan ve aşkla hazırladığınız sofralarınıza layık insanlar olsun.
Güzel paylaşımlarda buluşmak dileğiyle, mutlu hafta sonları herkese...


Malzemeler:
300 gram kaşar loru,
1 yumurta sarısı (üzerine sürmek için),
125 gram -oda ısısında yumuşatılmış- tereyağ yada margarin
1/2 su bardağı sıvıyağ,
1/2 su bardağı yoğurt,
1/2 su bardağı çiğdem içi ;)
3 su bardağı un,
2 tatlı kaşığı kabartma tozu,
1 tatlı kaşığı tuz,
1 tatlı kaşığı şeker,
Yarım demet dereotu (doğranmış)

Yapılışı;
Un ve kabartma tozunu bir kapta eleyerek karıştıralım. Diğer malzemeleri de geniş bir kaba alıp karıştıralım. Unlu karışımı sıvı karışıma ekleyip yoğuralım. Yoğurduğumuz hamurumuzdan küçük mandalina ebatlarında koparıp yuvarlayalım ve yağlı kağıt serilmiş fırın tepsimize dizelim. Üzerlerine yumurta sarısı sürelim ve ister susam ister çörekotu ile süsleyip 190 derece önceden ısıtılmış fırında pişirelim..
Afiyet olsun :)

Ispanaklı ve Peynirli Kiş

Özlemişim bloğuma yazmayı. Şöyle kokusu olsa da içime çeksem, öpsem, sarılsam :)) Fazlasıyla maneviyat besliyorum sanırım, herşeyin sanal olduğunu düşününce saçma duruyor bu hislerim di mi?! Ancak gerçek insanlara ulaşınca ve onların varlığını hissedip, iletişime geçince bu duygularım mana buluyor. Yorumlarınız, takibiniz ve tarifleri denemeniz bende tarifi mümkün olmayan mutluluklar yaşatıyor bilesiniz ;)

Malum sonbahar mevsimi ve biz ıspanak sezonunu resimde gördüğünüz zat-ı şahaneyle ile açmış bulunuyoruz. Bu açılışın öneminin sebebine gelince de; olay evimizin minnak prensi, içinde ıspanak olduğunu bilmeden höpürdetmek suretiyle koca bir pizza dilimi Kiş'i yemiş olmasıdır efendim :)) Bendeki hazzı düşünün!! Hele hamuru, öyle muazzamki yoğururken farkedeceksiniz tüm nezaketinizi sergilemeniz gerekecek incinmesin diye :)) ve hamuru açarken de yine terapi niteliğinde anlar yaşayarak açıp, kalıba yerleştirip fırınlayacaksınız, incecik ve kıtır bir hamur, üzeri ise ıspanak ve peynir yoğunluklu bir börek iç harcı niteliğinde...

Bu kadar anlatıma, hiç denemeyenlerin ağzının suyu aka aka deneyeceklerini zannediyorum :)) Yapımı gerçekten kolay. Tek zaman alan ıspanakların temizliği :/ ki o da evde vitamin alıp güçlenmeyi bekleyen temel reisleriniz varsa ve o Kiş piştikten sonra yediklerini gördüğünüz anda tüm yorgunluğunuzu unutturacak emin olun. Biraz zahmet... Bolca sevgi... Annelik zor zanaat vesselam... :)) 
 

Malzemeler:
1 su bardağı un,
100 gram tereyağ veya margarin,
4 yemek kaşığı soğuk su,
Biraz tuz.

İç malzemesi;
500 gram ıspanak,
200 ml krema (bir küçük paket),
2 yumurta,
250 gram lor peyniri,
100 gram rendelenmiş tulum peyniri,
2 adet doğranmış taze soğan,
Tuz, karabiber, kırmızıbiber

Yapılışı;
Tart hamurunu mutfak robotunda da hazırlayabilirisiniz sanıyorum ama ben manuel olarak :) şöyle hazırladım: Un ve küp küp doğranmış tereyağını tezgahta bıçak ile kıyarak -yani ekmek kırıntısı görünümünde- un ile özleşmesini sağladım. Daha sonra soğuk su ve tuz ekleyerek parmak uçlarıyla çok hafif yoğurup, hamuru streçleyip buzdolabına kaldırdım.

En fazla bir saat bekletip, unladığımız tezgahta merdane ile hamuru açıp, yağlanmış tart kalıbımıza dikkatlice yerleştiriyoruz. Hamur pişerken kabarmaması için ise çatal ile delikler açıyoruz heryerine ve önceden ısıtılmış fırında hamurumuzu 10 dakika pişiriyoruz.

İç malzemesi için yıkayıp doğradığımız ıspanak ve taze soğanları tavada soteliyoruz. Yumurtalar, krema ve baharatları güzelce çırpıyoruz. İçine rendelenmiş peynir ve ıspanakları ekleyip pişen tart hamurunun üzerine eşit oranda yayıyoruz. 200 derece fırında üzeri kızarana kadar pişmeye bırakıyoruz. Takribi 35-40 dakika sonra hazır.
Afiyet olsun :)

Kaynak: http://cafedehera.blogspot.com.tr

Rulo Poğaça

Selamlar güzel İzmirim! Selamlar içi beni, dışı sizi yakan güzel ülkemin insanları. Ülke gündemi yine çok sert ama hiç canınızı sıkmaya niyetim yok.  
Ekim ayı geldi ve olması gerektiği gibi serinliğiyle geldi. Renklerine aşık olduğum ay, doğduğum ay hoşgeldin! Hepimize hoşgörüyü, merhameti ve sevgiyi fazlasıyla getir; dolsun taşsın içimizden herkes ile paylaşalım. Bir arada yaşayabilme gücümüz olsun buna çok ihtiyacımız var. 
Havaların soğumasıyla beraber üşüyen vücudumuzun enerji ihtiyacını gidermek için daha fazla karbonhidrat tüketmemiz gerekebilir. Tabi siz bu ihtiyacınızı benim gibi tehlikeli karbonhidratlar alarak değilde ;)) bulgur, yulaf, kepekli makarna, patates, yumurta vesaire ile tamamlarsanız sağlığınız için fevkalade olur zannımca. Ya da rulo poğaçayı kepekli veya tahıllı unlardan yapabilirsiniz ama aynı lezzeti verir mi bilmem?! :))
Uzun gecelerin başladığı ay, bana hep özlediğim tarçın kokulu salep ve tarçınlı elmalı miss gibi tartları hatırlatır. Önümüz kış; dilerim herkes hayal ettiğim gibi sıcacık yuvasında oturabiliyor ve özlediği ne varsa yiyip içebiliyordur. Umduklarınızı bulmanız dileğiyle, sevgiler en derinden...


Malzemeler:
2 su bardağı ılık süt,
1 su bardağı sıvıyağ,
2 yumurta (1 tanesinin sarısı üzerine sürülecek),
1 paket maya,
3 tatlı kaşığı şeker,
1 tatlı kaşığı tuz,
5,5 - 6 su bardağı un,

İç malzeme:
3-4 adet haşlanmış patates,
Baharatlar (kırmızı ve karabiber, tuz, kuru nane, kekik),
Az zeytinyağı.

Yapılışı;
Süt, sıvıyağ ve yumurtaları derin bir kaba alalım. Üzerine tuz ve şekeri ekleyip parmaklarımızla karıştırmaya başlayalım. Unu yavaşça ilave ederek mayayı ekleyelim ve yoğuralım. Yumuşak kıvamlı bir hamur haline gelince 40 dakika kadar üzerini örtüp ılık bir ortamda dinlendirelim.

Daha sonra hamurumuzu bezelere ayırıp, hafif un serpilmiş tezgahta yemek tabağı büyüklüğünde açalım. Bir kenarına patatesli iç harcımızdan yayalım ve rulo şeklinde saralım. Üç parmak genişliğinde bıçakla keselim ve diğer bezeleri de aynı şekilde tamamladıktan sonra yağlı kağıt serili fırın tepsisine rulolarımızı aralıklı olarak yerleştirelim ve üzerlerine yumurta sarısı sürüp 180 derece fırında kızarana kadar pişirelim.
Afiyet olsun :)

Makarna Böreği

Merhaba blog dostlarım, güzel insanlar! Nasılsınız? :)) İyi olduğunuzu umarak, uzun süreli yokluğuma mantıklı gerekçelerim olduğunu belirterek başlamak isterim. Büyük bir kısmınız gerek twitter gerek instagram hesabım sayesinde gündemimden haberdar ;) Lakin duyanlara duymayanlara: Caanımmm kardeşimin düğün töreni vardı. Hem de 4 Eylül'de! Biz bir yandan evliliğimizin 10. yılı mutluluğunu yaşarken bir yandan da kardeşimin bol eğlenceli ve şaşaalı düğün törenini gerçekleştirdik. Bunca zaman hiç mi mutfağa girmedin diye düşünenlere de cevabım; hergün ve günde üç öğün derim. Lakin öyle bir tempoyduki yaşadığımız (hazırlık süreci başladığından bu yana), yemeği bir an evvel hazırlayıp ve hemen höpürdetip aksiyona geçmek durumdaydık. Yetişmesi gereken işler, çılgınca alışverişler ( kahretsin hiç sevmem :P ) ve tabiki sürekli meşguliyetim Sarp Bey mevzu bahis olunca aksiyon bitmez... Size layık fotoğraflar çekecek vakit yaratamamakta benim kazmalığım tabiki, idare edin please!! :D

Gelelim çok ciddi lezzet bombası olan ve kendini su böreği zanneden makarna böreğimizin tarifine; Elif Atalar' a ait.
Asla pişman olmazsınız ;))

 
Malzemeler:
3 adet yufka,
Yarım paket kelebek makarna,
Yarım kilo lor peyniri,
1 su bardağı süt,
2 yumurta,
Yarım su bardağı sıvıyağ,
İsteğe bağlı  maydanoz.

 Yapılışı;
İlk olarak makarnayı haşlayalım ve süzelim. Süt, sıvıyağ ve yumurtaları iyice karıştıralım. Yufkanın birini (ben büyük yuvarlak borcama yapıyorum bu tarifi) kenarları yağlanmış  fırın tepsisinden taşacak şekilde seriyoruz. Serdiğimiz yufkanın üzerine hazırladığımız sıvı karışımdan döküyoruz kaşık ile gezdirerek. Bir yufkayı gelişi güzel ve heryere eşit dağılacak şekilde seriyoruz ve üzerine yine sıvı karışımdan döküyoruz. Üzerine haşlanmış makarnaların tamamını yaydıktan sonra üzerine bir yufkanın yarısını sererek tekrar sıvı karışımdan döküyoruz. Üzerine, doğranmış maydanoz ile harmanladığımız lor peynirinin tamamını sererek, yufkanın kalan diğer yarısıyla peynirlerin üzerini örtüyoruz. En son kenarlardan taşan yufkaları da tepsinin içine doğru, düzgün bir sekilde  topladıktan sonra dilimliyoruz böreğimizi. Ve kalan sıvı karışımın tamamını üzerine boca ederek önceden ısıtılmış 190 derece fırında güzelce kızarana kadar pişiriyoruz.
Afiyet olsun :)

Kahvaltılık Simit Kebabı

Varlığının yaratılışına mutlu olduğum nadir lezzetlerdendir Simit. Nam-ı diğer "gevrek". Tahmin edersiniz ki bu satırları yazan bir İzmirli :)) O zaman niye gevrek kebabı değil de simit kebabı diye soranlara da, tarif bana ait değil efendim derim. Sıradan bir cumartesi günü hiç doymayacakmışcasına kucak dolusu alınan simitleri herkes hacmi kadar tüketir ve kalanlar pazar günü elimizde patlar. Yenilerine göz kırparkeeeen ;) zihin zorlanır ve bir yerlere not edilen tarif hemen saklandığı yerden çıkarılır ve simitleri dilimleyerek işe koyulunur. Evin erkekleri bu sıcakta dışarı çıkmak zorunda kalmadığından mutlu, yeni bir lezzet dünyasıyla tanıştıklarından heyecanlı ve tabiki karınlarını doyurduklarından mütevellit huzurlular. Daha ne isterim ki..
Mümkün olduğunca elimizdeki yiyecekleri atmadan evvel değerlendirmeye çalışmalı. Şekli ne olursa olsun, dünya da gıdaların bayat hallerine bile muhtaç insanların yaşadığını unutmamalı ve israftan kaçınmalı.
Ya da kalan ekmek, gevrek, yemek her ne ise, hazır tavuk veya et bulyonu sulandırıp ekmekleri ıslatarak, dışarıdaki dört ayaklı canlılarımızın karnını doyurarak, yaşamalarına fırsat vermeli. Ve tabiki bir kap su lütfen!!!
Bunlar naçizane birkaç tavsiye güzel insanlar. Tarif için umutsepetim.com yazarı Zeliha'ya çok teşekkürler ve sevgiler... 


Malzemeler:
2 adet bayat simit,
2 yumurta,
2 çorba kaşığı zeytinyağı,
Sucuk dilimleri,
Kırmızı biber,
1 çorba kaşığı tereyeğı,
1 çay bardağı rendelenmiş kaşar peyniri,
Tuz.

Yapılışı;
Yumurtaları tuz ile iyice çırpın. Üzerine zeytinyağı ile birlikte ince dilimlenmiş simitleri ekleyip karıştırın ve karışımı fırın tepsisine alın. Dilerseniz tek kişilik güveç kaplarına paylaştırır ya da benim gibi orta boy bir fırın kabına tüm malzemeyi yerleştirirsiniz ;)  Üzerine ince dilimlediğimiz sucuk ve biberleri ekleyin. 1 kaşık tereyağını parçalar halinde koyun, rendelenmiş kaşarı da üzerine serpiştirip, önceden ısıtılmış 200 derece fırında kızarana kadar pişirin.
Afiyet olsun :)

ZEYTİNİME DOKUNMA!!!

Geçtiğimiz ay Enerji Bakanlığı, TBMM'ye bir yasa tasarısı sundu. Konuya hakim olmayanlar için küçük bir bilgilendirme geçmek isterim. Zira paylaşacağım linkte detaylı bir şekilde okuyabilirsiniz. Tasarının adı "Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerin Aşılattırılması Kanunu'nda Değişiklik"
Daha evvel de, bu hükümet tarafından dört defa bu değişiklik tasarısı öne sürüldü fakat Yargıtay'dan dönmüş idi. 
Yasa tasarısının özeti şu: Zeytinlik sahalar (zeytinlikler, antep fıstığı, harnupluk ve sakız ağaçlarının bulunduğu araziler) madenciliğe, petrol ve doğalgaz aramalarına ve hatta nükleer santrallere açılacak. Durum bu denli vahim :((( 
Sevgili Yazar Mehveş Evin nasıl da güzel anlatmış çok kıymetli "altın sıvı zeytinyağını"
40 bin yıldır insanlığı besleyen bir meyveden bahsediyoruz. Türkiye'de 1650 yıllık tescilli zeytin ağaçları var. Öyle ki tüm madenlerden daha değerli "altın sıvı" deniyor.
Ne kadar sağlıklı ve kıymetli bir meyve olduğu son yıllarda iyice anlaşıldı. Ömür uzatan Akdeniz Mutfağı, zeytin ve zeytin yağsız düşünülebilir mi?!
Ancak hükümet için bunlar faso fiso. Zira kıymet verdikleri tek şey yeşil banknotlar. 
Diyeceksiniz ki zeytincilik kazandırıyor mu? Kazandırmaz mı? İhracatta istesek dünya lideri bile olabiliriz. Ama altın, kömür, petrol ve doğalgaz kazancının yanında kim takar zeytini, sağlığı, kültürü!!?

Bademli Kurabiye


En sevdiğiniz gün hangisi diye sorsam, eminim hep bir ağızdan CUMAAAA deriz dimi?! Nedeni apaçık ortada; tatil habercisi, tatil arifesi, tatil kokulusu bir gündür Cuma ve bir de hayırlıdır bilirsiniz ;-)
Bu Cuma gününü de kutsadıktan sonra mutfağımıza geçebiliriz :)) Kurabiye tek kelimeyle enfes. Bizim evde yapılanları ilk deneyen ve damak tadı son derece kıymetli şahsımız Sarp'ımızın onayından geçtiyse bu kurabiye; ötesi hikaye!
E vitamini zengini bademi nereye koysanız, orayı lezzetlendiriyor zaten endişeniz olmasın. Badem demişken, 30'larınıza  basınca antioksidan diye bir şey giriyor hayatınıza. Aslında hep var ama o zaman farkındalığına şahit oluyorsunuz. Zira o vakte kadar hiç yaşlanmayacağım havalarınız tırt oluyor anlayacağınız. Bademi bu yüzden de ayrı tutarım; antioksidan barındırır kendileri bol miktarda. Her gün bir avuç ;-)

Tarif, sevgili Azra'ya ait. Çook teşekkürlerimi iletir, sevgilerimi gönderirim bolca.


Malzemeler:
250 gram margarin yada tereyağı,
1,5 çay bardağı sıvı yağ,
2 çay bardağı pudra şekeri,
1 çay bardağı mısır nişastası,
2 çay bardağı file badem,
8 çay bardağı un.

Yapılışı;
Pudra şekeri ve oda ısısındaki katı yağ çırpılır. İçerisine sıvıyağ, nişasta ve elenmiş un ilave edilip yoğurulur. En son file bademleri eklenip ceviz büyüklüğünde şekillendirdikten sonra yağlı kağıt serili fırın tepsimize dizilir.
180 derecede önceden ısıtılmış fırında hafif pembeleşinceye kadar pişirilir. Çabuk pişiyor, kontrollü olmakta fayda var ;-)
Afiyet olsun :)

Açelya Akkoyun ile Pril Etkinliği


Geçtiğimiz haftalarda düzenlenen Pril etkinliği -itiraf etmeliyim- şimdiye kadar katıldığım en başarılı ve en keyifli etkinlikti :)) Bundan sonra katılacaklarımı şimdiden tenzih ederim. Pril markasının ürünlerinin kalitesini bilmeyen bir Türk var mıdır ki! Ben tanımıyorum ama varsa buyursun hodri meydan :)) Pril kullanıcısı olarak her türlü tartışmaya hazırım. Nasılım ama! Etkinlikteki bütün infolar en alasıyla alınmış ve markanın güvenilirliği bir kez daha şahsım tarafından onaylanmış değil mi!! :D Açelya Hanım, etkinliği daha samimi kılmak adına herkese bire bir söz hakkı tanıdı ve sıra bana geldiğinde Pril Bulaşık Tableti'ni tül perdelerimi beyazlatmak için kullandığımı söylediğimde yüzlerindeki şaşkınlık ve fikrime duydukları hayranlık ifadesi öhömm öhööm :)) görülmeye değerdi.


Gelelim gamzesi güzel Açelya Akkoyun'a. Nam-ı diğer ailemizin sanatçısı, Pril markasına da cuk diye oturmuş bir yüz, helal olsun. Heybetli mi heybetli bir hatun, güler yüzlü, samimi ve herşeyden öte işini çok iyi yapıyor.
Midpoint Cafe'deki ilgi ve alakadan oldukça memnun kaldım. Mutfak konusunda çok başarılılar. 
Organizasyon muazzamdı velhasıl. Emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler, sevgiler efendim..

Çilekli Yaz Keki

Mutlu bir sabah bu sabah. Neden mi? Mutfağım dakikalardır buram buram çilek kokuyor, mutluluk hormonlarım var gücüyle çalışıyor, yemek yaparken mutluluğun dibine vuruyor ve tepeden tırnağa şükür doluyorum; bundandır efendim!! Dün manavdan aldığım bir kase dolusu çileğim ile haşır neşirim. Ezik olanlar önce göz kararı şeker ve su ile komposto olmak üzere ocağa alındılar. Bu habere en çok akşam işten gelecek sevgilim sevinecek ;P Sert ve küçük ebatlı olanlar ise yağsız yaz kekim için güzelce yıkanıp, kurulandı. Çırpıp çırpıp karıştırdığım kekimi süsledi hazırlanan çileklerim. Her aşaması bu kadar zevkli mi olur bir kekin!


Piştiler ve üzerine krema sürdüm, heyecanla bekliyorum; kremayı çekecek, demlenecek. Demlenme demişken hemen çay koymalıyım ocağa da ;)) birlikte demlensinler. Kalan çilekleri de Sarp Bey ile birlikte "ee tabi Bay Actionman gördü keki süslediğimi yerinde durur mu" bir süsleme de birlikte yaptık. Üzerine az bir şey pudra şekeri ve hoooop mideye. 
Anlayacağınız bugün günlerden çilek...


Malzemeler:
3 yumurta,
200 gr şeker (1 kase),
1 vanilya,
1 kase un (aynı kase ile),
1 kabartma tozu,
1/2  paket krema (üzeri için)

Yapılışı;
Oda ısısındaki yumurtalar şeker ile beraber krema kıvamına gelene kadar çırpılır. Üzerine vanilya, un ve kabartma tozu da ilave edilip en düşük devirde karıştırılır. Yağlanan tart kalıbı ya da borcama kek karışımı aktarılır. Üzerine ortadan ikiye kesilen çilekler resimdeki gibi kek karışımının üzerine bırakıldıktan önceden ısıtılmış 170 derece fırında 40 dakika pişirilir. 
Yaz kekimiz fırından çıkarılır çıkarılmaz yarım paket krema, üzerine fırça yada kaşık yardımıyla sürülür ve yarım saat kadar dinlenmeye bırakılır. 
Farklı meyveler ile de deneyebilirsiniz, yumuşacık ve harikulade kokulu bu keki..




Mantar Dolması

Bu yaza geçiş dönemlerinde nasıl bir şaşkınlık hali hasıl oluyor insanoğlunda yahu :P 
-  Pazar alışverilerinde doyamadıklarımdan mı (kış sebzeleri bitiyor malum) yoksa yaz sebzelerinden mi alsamlar,
- Hava da bir öyle, bir böyle; bugün ne giysem acabalar?! Geçen yılki yaz kıyafetlerime girebilecek miyim stresi derken markaların keşfedilen yeni sezon kreasyonları,
-  Yakışıklı kardeşimin nişan organizasyonunun alışveriş telaşı, 
-  Üzerine bir de spora mı gitsem acabalar :/
-  Ve Sarp Bey'in imkansıza yakın istekleri :))
....derken günlerin nasıl geçtiğini anlayamıyorum şu sıralar... Durum sizde de aynı mı bilemem?!

Az önce minik kuşumu uyuttum ve nihayet bilgisayar başına oturup, biriken fotoğraflarımı yükledikten sonra özlediğim blog sayfama giriş yaptım.
Mantarın sanıyorum şimdiye kadar yediğim en lezzetli hali dolma hali olsa gerek. Tek kelime ile muh-te-şem...
Buyrun, merak edip denemek isteyenler için tarif. Et, tavuk ve balık yanında farketmez; hepsiyle defalarca denendi hiç şüpheniz olmasın ;))


Malzemeler:
1 tabak iri boy mantar,
2 dilim ekmek,
1 kuru soğan,
2-3 diş sarımsak,
1 çay bardağı kaşar peyniri rendesi,
1 tatlı kaşığı tuz,
Karabiber, kırmızı biber,
Zeytinyağı.

Yapılışı;
Mantarlar yıkandıktan sonra sapları çıkarılır ve çanak halinde bırakılır. Sapları da kullanılmak üzere küp küp doğranılır. 
Ve yine küp doğranılan soğan ve sarımsaklar, zeytinyağında yumuşayıncaya kadar tavada kavurulur. İçerisine mantar sapları, tuz ve baharatlar eklenerek karıştırılır. Biraz sulanma yapabilir, normal ;) Ekmekler tiftilerek küçük parçalar haline getirilerek tavaya eklenir. Malzemeler özleşince ocaktan alınır ve kaşar peyniri rendesi de eklenerek karıştırılarak çanak şeklindeki mantarların içerisine tıka basa doldurulur. Yağlanmış fırın tepsisine dizilir. 200 derecede üzeri kızarana kadar takribi 30 dakika pişirilir. Sıcak yada ılık servis etmenizi öneririm.


kaynak: www.ihlamurcum.com

İncir Reçeli

İnsanın Antalyalı ve tatlı mı tatlı bir komşusu varken reçel yapmayı öğrenmemesi ayıp!! :)) Hoş, reçel yapımı evrenseldir lakin lezzeti detaylarda gizlidir ;)) Bu detayları da öğrendik ve ortaya rengine vurulduğum, lezzeti lokum gibi şahane bir incir reçeli çıktı. Çıktı çıkmasına da, çıkana kadar da derviş oldum yahu! Üç gün bizatihi ilgi istiyor sevgili  incirler. Günün sonunda uzunca bir süre kaynatılıp nihayete varılıyor. Komşucuğumun kültürleri gereği gelen konuklara ev hanımının yaptığı güzide reçel çeşitleri  ikram edilirmiş ve biz de ilk aile ziyaretimizde bu lezzetler ile buluştuk. Tabiki en dikkat çekici incir reçeli idi ve pek seviştik, uzun uzun hayran hayran baktık birbirimize :)) Bu yıl mevsimini kaçırmadan, satın aldığım gibi incirlerimi komşumda aldım soluğu. Çok teşekkürler sevgili Aysun; ellerinin sağlığını isteyenlerin çok olsun.
Tanrım öğrenmek ne keyifli bir duygu...


Saatlerce izleyebilirim seni incir reçeli ama sonunda soluğu damağımda alacaksın bilesin :))
Yapımı diğer reçellerden farklı olsa da ve çok emek istese de değer bir lezzet. Yapımını anlatmaya çalışacağım. Yapmak zorunda değilsiniz ama bilin!!!
Damağınızdan lezzet ve yüreğinizden sevgi hiç eksilmesin.


Malzemeler:
1 kilo olgunlaşmamış erkek incir,
1 kilo şeker,
5-6  adet karanfil,
Çay kaşığının ucu ile mavi göktaşı,
Yarım limon suyu.

Yapılışı;
İncirler uzun sapları kesilerek güzelce yıkanır. Alt kısımlarından ince tahta çöpşiş çubuğu ile diğer taraftan çıkmak suretiyle delinir (içinin de pişmesi, sütünü akıtması ve şerbetlenmesi için). Bütün incirlere aynı işlem uygulanır ve su dolu tencereye aktarılan incirler ocağa konur haşlanmak üzere. 
Ara sıra alt üst ederek rengi değişene ve yumuşayana değin haşlanır. 
İncirleri ocaktan almadan evvel çay kaşığının minik ucuyla aldığımız -işin sırrı- göktaşını yarım bardak suyun içinde karıştırarak çözdükten sonra ocaktaki incirlerin içerisine döküldükten sonra alt üst edilerek karıştırılır. İncirin renginin nasılda parladığını ve canlandığını göreceksiniz. Bunun bir diğer amacı da incirin içindeki sütün zehirini alması. 
Birkaç dakika daha kaynadıktan sonra süzülen incirler, bir gün bekletilmek üzere su dolu tencereye tekrar alınır ve bu işlem 3 gün üst üste tekrarlanır. Üçüncü günün sonunda tazelenen su, şeker ve karanfiller ile birlikte uzunca bir süre şerbeti yoğunlaşana değin kısık ateşte pişirilir. Ocaktan almaya yakın, yarım limon suyu da eklenerek yine bir taşım kaynatılarak dinlenmeye bırakılır.

Soğuyan reçelimiz artık kavanozunda ve mutfağımın en güzel köşesinde yerini buldu. Sıcaklar geliyor, reçeli buzdolabında muhafaza etmek en mantıklısı.
Afiyet olsun :)


Ispanak Salatası


Ot aşkına, bulsam çiğ ıspanak yicem; öyle de mööö bir halim var şu sıralar. Baharın gelişi mi, kilolar mı, psikolojim mi  bilemedim?! Dur bildim; hepsi  :/
Yok artık çiğ ıspanak da yenir mi canım derseniz de, demeden evvel bir deneyin bu "baby ıspanağı". Hani ıspanağın kuzusu bu derim. Yine de yok ben almayayım diyenlere de eyvallah derim :)) en babasından. Bu görüntüyü Londra Lokantası'nda :P arasanız bulamazsınız ha benden söylemesi. Ispanağın tazeliğini ise Urla-İskele Pazarı'nın şirin mi şirin yaş almış teyze ve amcalarına borçluyum. Ispanak salatasının içerisindeki kuru domatesin bir kokusu varki daha yemeden sizi doyuracak. Hele de balsamik ile soslandığında ortaya canavar ötesi sağlıklı bir salata çıkacak. Peynir türünü damak zevkimize göre çeşitlendirelim. Ceviz ile de omegamızı alalım, enerjimizi arttıralım. Teey teey pek bir diyetisyen edası içerdi şu son cümlem. Taylan Kümeli kolla kendini! :DD 
Haydi mutfağa, sevgi ve afiyetle...


Malzemeler:
300 gram ıspanak (2 kişilik)
Kuru domates dilimleri,
Ceviz,
Peynir,
Tuz ve kırmızı toz biber,
Balsamik sirke,
Zeytinyağı.

Yapılışı;
Ispanaklar güzelce yıkandıktan sonra suyu süzülüp, salata kurutucudan geçirilir ve salata kasesine elle koparılarak konur. Kuru domatesler 5 dakika kadar suda bekletilir ve doğranır. Ceviz ve peynir küçük parçalar halinde eklenir. Tuz, baharat, sirke ve zeytinyağı iyice karıştırılarak elde edilen sos da eklenip harmanladıktan sonra afiyet olmaması için hiçbir sebep kalmaz :)

Peynirli Gül Böreği

Bu yola çıkarken, her telden çalacağız diyerek ahkam kesmiştik. Bugün de hafif meşrep bir telden çalıyoruz anlayacağınız. Basit birşeyler yapmak istediğimiz vakit ilk akla gelen şekildir gül börek. İçerisine arz ettiğiniz her malzemeyi sever, kaldırır. Yufkayı 4'e bölersin malzemeyi koyar ve sarmaya başlarsın ve bunu içgüdüsel olarak yaparsın, öğrenilmiş bir davranış gibi değil :)
Sonra yallah fırına, sıcak sıcak.. mis miss..

Sarp'la beraber bahar bana da bir geldi, pir geldi! Alerjiden bahsediyorum. 3 yıllık musallatımdan. Olmaz olsun terk etmedi sevdam beni ;P ama mücadeleye başladım. Yıldıramaz beni. Seviyorum baharı, hem de deli gibi... Zehir edemez bana kendini. Çok sağlam bir doktor buldum, alt edeceğiz onu! İlaç tedavim başladı ve 3 yıl durmaksızın sürecek :/ peeeh. Umarım buna dayanabilirim... Diren Öznur, sonra kafa nereye ben oraya... o la la la...


Malzemeler:
2 Yufka,
100 gram beyaz peynir,
100 gram İzmir tulumu,
1 yumurta,
1 su bardağı süt,
Yarım su bardağı sıvıyağ.

Yapılışı;
Yumurta, sıvıyağ ve süt karıştırılır, peynirler rendelenir, 4'e bölünen yufkaların geniş kenarlarına malzemeler konarak sarılır ve rulo şeklinde kendi etrafına dolanır. Üzerine de kalan harçtan sürülüp, yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizilir. 200 derecede kızarana kadar pişirilir ve afiyetle yenir :)

Sakızlı Lorlu Kurabiye


O kurabiyelerin en romantiği! Soğuk, sıcak, ılık her durumda yumuşacık olmayı başarabilen ve misler gibi kokan Lor Kurabiye'me rakip geldi :)) Öyle güçlü bir rakip ki, sanıyorum bundan sonra damla sakızsız düşünemeyeceğim onu. Damağımda bıraktığı sakız aroması beni  benden aldı. Öyle bir aldı ki, yanında içtiğim kahveme dönüp "Sen de kimsin yaa! :)) Kurabiyelerimin tadını bastıramayacaksın. Buna izin vermeyeceğim" deyip terk ettim onu. Mübalağa etmiyorum, sakız ve tatlı lorun pişerken yaydığı koku mutfağınızı sarmadan ve piştikten sonra damağınızda o lezzeti hissetmeden beni anlayamazsınız :P
Malzemeler ulaşılabilir, ölçüler kusursuz. Tariften 20 adet çıkıyor. Sevgi ve içtenlikle tavsiye ediyorum, deneyin. Bu mutlu tarif ile tanışmama vesile olan Sibel'in Kahvesi'ne çokça teşekkürlerimi ve sevgilerimi iletiyorum.


Malzemeler:
250 gram tatlı lor peyniri,
1 su bardağı şeker,
1/4 su bardağı sıvıyağ,
2 yumurta (1 tanesinin beyazı ayrılacak),
2 su bardağı un,
1 kabartma tozu,
2 paket damla sakızı,
 üzeri için Susam.

Yapılışı; 
Lor peyniri, şeker, sıvıyağ ve bir tanesinin beyazını ayırdığımız yumurtaları yoğurma kabına alıp yoğurarak malzemeleri güzelce özleştiriyoruz. Unu ve kabartma tozunu da ilave edip tekrar yoğuruyoruz. Tahta bir havanda damla sakızlarını beyaz toz haline gelene kadar dövüyoruz. Dövülen sakızları da unlu karışıma ekleyip son kez yoğuruyoruz. Kurabiyelere şekil vermek için ellerimizi sıvıyağ ile yağlıyoruz. Şekillendirdiğimiz kurabiyeleri önce yumurta beyazına, daha sonra susama batırıp yağlı kağıt serili fırın tepsimize aralıklı olarak dizdikten sonra fırına verip 180 derecede 30 dakika pişiriyoruz.
Afiyet olsun :)

Karnabahar Graten

Pişirirken kokusuna katlanamadığım tek sebze "karnabahar". Bu çiçeksi bitkiyi, ocağa koyduğum anda koku alma duyumu kalkanlarla kuşatıp evin en ücra köşesine çekiliyorum. Halimi düşünün :D evde kaçacak delik arıyorum. Aksi gibi karnabaharın her türlüsünü de sever ve pişiririm. 
Mutfağa ilgili ve bilinç düzeyi yüksek bir anne olabilme çabalarım bitmiyor :)) Biter mi; söz konusu Sarp ve yemek olunca istersen çabalama! Sebzelerle girdiğim münasebet ve atmadığım takla kalmıyor. İşte karnabaharı graten haliyle denememin asıl sebebi Sarp Efendi'yle tanıştırmak!
Sonuç, ne yazık ki karnabaharla pek sevişemedik ama yılmak yok. Bu kez olmadı ama bir dahaki sefere kazanan ben olacağım (dilerim bunu kafayı tırlatmadan başarabilirim)


Malzemeler:
1 adet orta boy karnabahar,
Tuz.

Beşamel Sosu için:
2 su bardağı süt,
2 yemek kaşığı un,
2 yemek kaşığı tereyağ,
Tuz, karabiber, kırmızı biber,
1 çay kaşığı muskat rendesi veya tozu,
Kaşar peyniri.

Yapılışı;
Karnabahar çiçeklerine ayırılıp yıkanır. Haşlamak üzere su dolu tencerenin içerisine bir miktar tuz ile birlikte atılır. Yumuşayan karnabaharlar süzülerek fırın tepsisine dizilir. 
Sos tenceresine tereyağı alınarak eritilir ve un eklenip rengi dönene kadar bir miktar kavurulur. Yavaş yavaş ve karıştırarak süt ilave edilir ki topaklanmasın. Yoğunlaşan beşamel sosuna tuz ve baharatlar eklenip ocaktan alınır. Karnabaharların üzerine eşit şekilde yayılır ve üzerine de rendelenmiş kaşar peyniri ilave edilip 200 derecelik fırında 20 dakika kızarana kadar pişirilir.
Afiyet olsun :)

Özdilek Avm Blog Etkinliği

İki hafta kadar önce İzmir'in gözbebeği, konsepti gereği ilki ve bu yüzden bence en özeli Özdilek Avm'nin, Halkla İlişkiler Sorumlusu Gözde Hanım'dan nazik bir davet aldım :)) Davet şahsınıza gelince pek bir hoş oluyor gönlünüz yahu. Bu yaklaşımları için özellikle teşekkürlerimi iletiyorum kendilerine. 
Müthiş zengin bir açık büfe kahvaltı eşliğinde davete gelen blog arkadaşlarımla geçirdiğim zevkli anlar sonrası, İşletme Müdürü ile tanışmamız ve beraberliğinde uzun bir tanıtım gezisinden sonra kahve keyfi ile son bulan gün ve naçizane kareler efendim ;)

Bildiğiniz üzere Özdilek havlu üretimi ve satışı ile ün salmış bir marka. Rengarenk havluların içerisinde kendinizi kaybedeceksiniz. Üstelik havlulara nakış işletip kişiselleştirebiliyorsunuz. Özdilek Alışveriş Merkezi'nin bir diğer güzel tarafı da alt katı gıda market üst katı ise tekstil ve elektronik market; yani aradığınız her şeye mağaza mağaza gezmeden ulaşabilme konforu sunuyor.










Çörekotlu Kurabiye



İnsanın her aradığında ulaşabildiği, zaman mefhumu olmadan ve yorulmadan dinleyebildiği, ruhunun döküntülerini üşenmeden silen, sırlarını paylaştığı bir dostunun olması ne büyük hazineymiş. Paha biçilemeyen türden. Haa sırlarını derken tabiki devlet sırrı :)) yada çok ciddi meseleler değil. Mesela sakladığım ayakkabı kutularım yok veya bankada milyonlarca dolarım. Ve ihtiyacım olan zaten bu da değil. Bir çift sıcak yürek, gülen yüz ve samimiyet. İnanın herkesle yakalayabilmek maharet. Frekans, elektrik, çekim gücü her ne dersek diyelim zor zanaat. Yakalamışken tutunmak, sımsıkı sarılmak ve kıymet vermek gerekiyor...
Ve dostum Nilay benim için böyle biri işte. Dilerim varolduğum sürece dostluğu baki kalır.
Ee 14 Şubat Sevgililer Günü'nde dostum, tam adamı ve tam zamanı diye düşünüp "Gökhan Türkmen (romantik adam, müziğinin hastasıyız) konserine" davet etti bizi. Malum Sarp Efendi'nin organizasyonu (nerede kalacak, zamanlama v.s) mırın kırın ettim, ama yemedi :) Biletler alınmış oohoom ööhööm hediye mecbursun gelmeye, ee dost dedik bağrımıza bastık kırarmıyız hiç kalbini :)) Çok teşekkür ederim canım dostum eşlerimizle birlikte harika bir gece geçireceğiz ümit ediyorum.
Kurabiyelerimi unutuyordum az daha! Ki unutulmayı hiç haketmiyorlarken haksızlık edecektim yok yere :) Muhteşem bir lezzet; ben yemeye doyamadım doğrusu. Minnak minnak çerez niyetine yuvarladım vallahi.
İçerisindeki şeker korkutmasın sizi, hissedilmiyor fazla ve hatta müthiş bir denge unsuru tarifte. Kusursuz bir tuzlu kurabiye; çıtır çıtır ve mahlep kokulu. Çok teşekkürler "Pie Kurabiye Petek Hanım", ellerinizin sağlığını isteyenleriniz çok olsun ;)


Malzemeler:
2,5 su bardağı un,
150 gram margarin,
1 yumurta beyazı (sarısı üzerine),
1 çay (küçük) bardağı çörekotu,
1 çay (küçük) bardağı sıvıyağ,
Yarım çay (küçük) bardağı tozşeker,
1 tatlı kaşığı mahlep,
1 tatlı kaşığı tuz,
1 tatlı kaşığı kırmızı acı pul biber,
1 kabartma tozu.

Yapılışı;
Oda ısısında yumuşamış margarin ile -un ve kabartma tozu hariç- diğer  malzemeler karıştırılır. Un azar azar ve yavaşça ilave edilerek hamur yoğurulur. Yumuşak fakat ele yapışmayan bir hamur elde edildiğinde fındık büyüklüğünde (kurabiyenin boyutu tercih sebebidir) yuvarlanıp yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizilir. Üzerine yumurta sarısı sürülüp 175 derecede 15-20 dakikada hafif pembeleşinceye kadar pişirilir. 
 Afiyet olsun :)

Lamington Kek


Nam-ı diğer İngiliz keki diyorlar kendilerine. Kekin menşei "Avustralya" benim için pek kıymetli bir yer, çünkü eşimin  doğduğu topraklar ;). Lamington adını almasına sebep aslında bayatlayan kekin yenilebilir hale getirilmesi yönteminden kaynaklanıyor. Ancak bu lezzeti deneyimlemek için kekin bayatlamasını beklemeyeceğiz pek tabi :) Ama keki bir gün önceden hazırlayıp, ertesi günü soslarsanız daha iyi bir performans alırsınız tariften. Biraz yapımı zaman alsa da değecektir emin olun. Görüntüye diyecek birşey bulamıyorum. Gözümü şenlendiren bir sunumun akabinde şöyle önünde yüksek minnetle eğilerek şükredip öyle yumuldum tabağıma diyebilirim :)) Herkese afiyetle geçireceği güzel anlar dilerim...


Malzemeler:
3 yumurta,
6 Türk kahve fincanı toz şeker,
3 Türk kahve fincanı sıvıyağ,
3 Türk kahve fincanı süt,
9 Türk kahve fincanı un,
1 kabartma tozu,
1 vanilya.

Sosu için:
2 su bardağı süt,
3 çorba kaşığı şeker,
4 çorba kaşığı kakao.

Süsü için :)
2 paket "120 gram" hindistan cevizi

Yapılışı;
KEK: Yumurta, şeker ve vanilya beyazlaşana kadar çırpıldıktan sonra sıvı malzemeler eklenip kısa süreli tekrar çırpılır ve un ile kabartma tozu elenerek karışıma ilave edilir.
Yağlanıp, unlanmış büyük borcama yada fırın tepsisine kek karışımı dökülüp önceden ısıtılımış 150 derece fırında 45 dakika pişirilir.
SOS: Sos malzemeleri pişirilmeden iyice çırpılır. Piştikten sonra dinlenmiş kek 5'er cm'lik küpler halinde kesilir ve bu küplerin 4 bir tarafı sosa batırılıp, hindistan cevizine bulanır.
Bu ölçülerden 35 adet küp kek elde ettim. Pamuk gibi yumuşacık ve uzun süre tazeliğini koruyan bu keki çok seveceksiniz.
Afiyet olsun :)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...