Eroin


İzmirliler iyi bilir, balık restaurantlarının baş tacıdır eroin :)) Nahoş bir isim bilyorum; nam-ı diğer atom olur kendileri. Peki neden eroin? Zevki ve acıyı aynı anda tattırdığından mütevellit bu adı aldığı söylenir, ötesini bilemem. İllaki öneriyorum, bilhassa yılbaşı sofralarınızda kral edasıyla kurulacak sofranıza hiç şüpheniz olmasın :)) Üstelik üzerindeki kurutulmuş acı biberler tereyağında henüz kavrulmuş ve cızır cızır sesiyle süzme yoğurdunuza eşlik etmişse değmeyin keyfinize. Acı tüketemeyenler yada çıkışında sorun yaşayanlar :)) acısız kurutulumuş biberle de deneyebilir. Yeni bir yıldan en büyük beklentimiz tabiki sağlık. Sağlıklı olabilelim ki, dostlarla paylaşılan bu enfes sofraların tadı çıksın di mi!


Her yeni güne uyandığımızda, 
                   iyi ki doğmuşuz diyeceğimiz
                              mutlu günler, aylar ve yıllar olsun dilerim herkese.
                                                               Neşeniz hiç eksik olmasın!

Malzemeler:
500 gram süzme yoğurt (kese yoğurdu),
2 diş sarımsak,
1 yemek kaşığı tereyağ,
1 yemek kaşığı zeytinyağı,
10 adet acı kurutulmuş kırmızı biber,
Tuz.

Yapılışı;
Süzme yoğurt, tuz ve dövülmüş sarımsakla beraber karıştırılır. Tavada tereyağ ve zeytinyağı kızdırıldıktan sonra yıkanıp, doğranan biberler tavada evire çevire kavrulur. Ancak bu işlemin kısa  sürmesi gerekmekte; zira rengini karartma riski var. 
Ve final! Tavadaki biberler sarımsaklı süzme yoğurdumuzun üzerine gezdirilir. 
Mümkünse ivedilikle servis yapınız.
Afiyet olsun :)

Optimum'da Blog Yazarları Buluşması



İzmir Optimum'da önceki gün blog yazarları etkinliği vardı. Yemek, moda ve aktüel blog yazarları bir aradaydık. Sevgili Optimum AVM Halkla İlişkiler Sorumlusu Yıldız Hanım'ın zarif yemek daveti üzerine heyecanla hazırlandım. Heyecanıma sebep, farklı blog yazarları ile tanışmak, paylaşımlar ve tanıdığım diğer blog yazarı arkadaşlarımla hasret giderecek olmamdı :) Ee gece nasıldı?! Güzel ağırlandığımızı itiraf  etmeliyim. Fotoğraflarda gördüğünüz yer Bisquitte. Oldukça şık bir mekan ve menüde şahsına münhasır değişik bi dolu tadılmayı bekleyen lezzet var. Misafirperverlikleri ise takdire şayan, sohbet dolu bir geceydi. İzmir'i etkinliğe doyuran Optimum'a başta olmak üzere, Yıldız Hanım ve Baran Bey'e yüksek ilgi ve alakalarından ötürü çok teşekkür ederim.
Aldığımız hediyelerimiz ise gecenin kaymağı oldu. Sevgili Bernardo, Tekin Acar Kozmetik ve Koton'a ayrı ayrı teşekkürü bir borç bilirim ;))
Güzel bir güne tanıklık etmenin keyfiyle, tatlı paylaşımlarda tekrar bir arada olabilmek dileğiyle.

Salepli Kurabiye

Bu aralar aklımı başından alan tek şey kurabiyeler. Ha pardon bir de Çalıkuşu dizisi :))) Evveliyattaki dizi uyarlamalarını bilmem ama bence şu anki muazzam bir yapım. Sırılsıklam aşkın yaşandığı, oyuncuların  tam performans oyunculuklarını sergilediği ve kıyafetlerin ise göz doldurduğu zannımca fevkalade bir dizi. Ve bugün günlerden Çalıkuşu anlayacağınız. Hafif bir akşam yemeği akabinde demlenen bergamot kokulu çayımın yanına salepli, tarçınlı kurabiyelerim öyle yakışıcak ki. Beklerim efenimm... :))
Baharcığımın ellerine sağlık, bloğunda görür görmez heyecanlanmıştım salepli kurabiyeyi. Ki salebin de müptelasıyım zati. Hemen kollarımı sıvadım, vintage önlüğümü taktım ve yumuşacık kıvamlı kurabiyeyi yoğurmaya başladım. 
Lezzetine inanamayacaksınız. Yanında süt ile tüketmek isterseniz, sanacaksınız ki içilen salep! :))  Kış mevsimin en güzel iki kokusu bırakın evinizi sarsın; SALEP ve TARÇIN denemeye değer..


Malzemeler:
100 gram yumuşak margarin,
2 Türk kahvesi fincanı sıvıyağ,
2 Türk kahvesi fincanı buğday nişastası,
1 Türk kahvesi fincanı pudra şekeri,
3 yemek kaşığı toz salep,
2,5 su bardağı un,
ve üzeri için tarçın

Yapılışı;
Un ve nişasta hariç diğer malzemeleri genişçe bir kapta yoğurmaya başlıyoruz. Önce nişastayı ekleyip daha sonra azar azar ilave ettiğimiz unla birlikte yoğurma işlemine devam ediyoruz. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıyor ve elimizde yuvarlayıp, hafifçe düzleştiriyoruz. Yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsisine diziyoruz. Önceden ısıtılmış fırında hafif pembeleşene kadar pişiriyoruz. 170 derecede ve  maksimum 20 dakika! Daha fazla pişirmeyelim. Ölçüden 25 adet çıkıyor. Üzerine tarçınla servis ediyoruz.
Afiyet olsun :)

İncirli Kurabiye


Böyle bir kurabiye görüntüsünü saatlerce izleyebilirim öküz ve tren misali :)) Hastasıyım ne yapayım, ben de böyleyim işte.
Kurabiyelerin içindeki kuru incirler daha önce de İncir Aşkına tarifimde bahsettiğim gibi sevgili kayınvalidemin ellerinden. Nefis mi nefis, daha doğal olamaz. Yazın taze bardacık incir, kışın da kuru incir olarak evlerinin bahçesindeki ağacın nimetlerinden sonuna kadar faydalanmaya devam ediyoruz. Bu kez de kurabiye içerisinde denemek istedim. Beğenmediğim hiçbir lezzeti paylaşmadım bloğumda şimdiye kadar; bu da harikuladeydi tabiiki :)) 
Merak edip denemek isteyenler için ölçüden 12 adet çıkıyor. İçi nemli olduğundan mütevellit yemesi çok keyifli.


Malzemeler:

Hamuru için;
125 gram margarin,
1 yumurta,
1 büyük çay bardağı şeker,
3 büyük çay bardağı un,
1 çay kaşığı kabartma tozu,
1 vanilya.

İç dolgusu için;
5 adet kuru incir,
2 yemek kaşığı kayısı reçeli yada marmelatı,
Yarım çay kaşığı tarçın.

Yapılışı;
İncirleri küçük parçalara kesip, 20 dakika sıcak suda bekleterek başlayalım. Hamur hazırlığı için diğer tarafta yumurta ve şeker çatalla bir süre çırpılır. Sonrasında oda sıcaklığına gelen yumuşak margarin, vanilya, un ve kabartma tozu eklenerek yoğurulur. Hamur yumuşak kıvamlı olmalı. Eğer hamuru elinizden kurtarmakta zorlanıyorsanız elinize bir avuç sıvıyağ ekleyip tekrar yoğurabilirsiniz. Yoğurulan hamur, iç dolgusunu hazır edene dek buzdolabında bekletilir.
Sudaki incirler süzülüp diğer malzemelerle birlikte rondodan geçirilir. Hamuru 12 eşit parçaya ayırdıktan sonra avuç içerisinde açılarak bir çay kaşığı incirli iç dolgusundan koyduktan sonra ağzı büzülerek kapatılır ve yuvarlanır.
Yağlı kağıt serili fırın tepsisinde önceden ısıtılmış 160 derecelik fırında 15-20 dakikalık maksimum sürede pişirilir.
Afiyet olsun :)

Damla Sakızlı Ayva Reçeli

Kulağa çok hoş geliyor dimi, kış meyvelerinin en kıymetlilerinden ayvanın damla sakızlı hali. Sevenleri, yani benim gibiler için damla sakızının eve girmesine alın koca bir sebep daha. Güne enerjik başlamak iyi bir kahvaltı sofrasından geçer denir. Sıcacık ekmek ve çay kokusunun yanında damla sakızlı ayva reçelini şimdi olsa nasılda afiyetle yerdim diye düşünürken, semt pazarında ayva alırken buldum kendimi. 
Hamileyken de çok tüketmiştim. Bir rivayete göre, hamileyken ayvayı çok yediğin zaman çocuğunun yanaklarında gamze olurmuş, peehh! :P inanmam böyle şeylere derdim hep. Sarp doğdu ve iki yanağında da koca bir çukur :)) O ayvalara mı borçluyuz bu gamze dedikleri güzelliği bilmem. Aslında bir doku eksikliği imiş ama böyle doku eksikliğine can feda yahu daha ziyade ödül gibi. O nasıl sempatik bir görüntü öyle. Şükranlarımı sunuyorum sana Allahım :))


Bir güzellikten başka bir güzelliğe geçiş yaparak konumuza geri dönüyoruz. Orta boy 1 kilo 250 gram aldığım ayvalar temizlendikten sonra (Not: Çekirdeklerden bir tatlı kaşığı ayıralım, pişirirken reçelin renginin koyulaşmasına katkısı olsun diye) 1 kilo kaldılar ve hepsini tencereye rendeledim  İsteyen minnak minnak da doğrayabilir. Ayvaları bol miktarda su ve ayırdığım çekirdekler ile beraber genişçe bir tencerede ve kısık ateşte pişirmeye başladım yumuşamalarını sağlamak için. Takribi 40 dakika sürdü ve 1 kilodan bir bardak eksik şekerimi ekleyip rengi dönünceye ve özleninceye kadar 1 saat daha pişirdim. Ocaktan almaya yakın ise, yarım limon suyu ve 1 paket dövülmüş damla sakızını ekleyip karıştırdım. 10 dakika sonra altını kapatıp dinlenmeye bıraktım. Kısık ateşte pişirdiğimden ötürü, pişirme süresi oldukça uzun gelebilir size ama en sağlıklısı budur bence.


Malzemeler:
1,250 kilo ayva,
750 gram şeker,
1 tatlı kaşığı ayva çekirdiği,
1 paket damla sakızı,
Yarım limonun suyu.

Her gününüzün enfes kahvaltılar eşliğinde başlayıp, mutlu devam etmesi ümidiyle...
Afiyet olsun :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...