Eroin


İzmirliler iyi bilir, balık restaurantlarının baş tacıdır eroin :)) Nahoş bir isim bilyorum; nam-ı diğer atom olur kendileri. Peki neden eroin? Zevki ve acıyı aynı anda tattırdığından mütevellit bu adı aldığı söylenir, ötesini bilemem. İllaki öneriyorum, bilhassa yılbaşı sofralarınızda kral edasıyla kurulacak sofranıza hiç şüpheniz olmasın :)) Üstelik üzerindeki kurutulmuş acı biberler tereyağında henüz kavrulmuş ve cızır cızır sesiyle süzme yoğurdunuza eşlik etmişse değmeyin keyfinize. Acı tüketemeyenler yada çıkışında sorun yaşayanlar :)) acısız kurutulumuş biberle de deneyebilir. Yeni bir yıldan en büyük beklentimiz tabiki sağlık. Sağlıklı olabilelim ki, dostlarla paylaşılan bu enfes sofraların tadı çıksın di mi!


Her yeni güne uyandığımızda, 
                   iyi ki doğmuşuz diyeceğimiz
                              mutlu günler, aylar ve yıllar olsun dilerim herkese.
                                                               Neşeniz hiç eksik olmasın!

Malzemeler:
500 gram süzme yoğurt (kese yoğurdu),
2 diş sarımsak,
1 yemek kaşığı tereyağ,
1 yemek kaşığı zeytinyağı,
10 adet acı kurutulmuş kırmızı biber,
Tuz.

Yapılışı;
Süzme yoğurt, tuz ve dövülmüş sarımsakla beraber karıştırılır. Tavada tereyağ ve zeytinyağı kızdırıldıktan sonra yıkanıp, doğranan biberler tavada evire çevire kavrulur. Ancak bu işlemin kısa  sürmesi gerekmekte; zira rengini karartma riski var. 
Ve final! Tavadaki biberler sarımsaklı süzme yoğurdumuzun üzerine gezdirilir. 
Mümkünse ivedilikle servis yapınız.
Afiyet olsun :)

Optimum'da Blog Yazarları Buluşması



İzmir Optimum'da önceki gün blog yazarları etkinliği vardı. Yemek, moda ve aktüel blog yazarları bir aradaydık. Sevgili Optimum AVM Halkla İlişkiler Sorumlusu Yıldız Hanım'ın zarif yemek daveti üzerine heyecanla hazırlandım. Heyecanıma sebep, farklı blog yazarları ile tanışmak, paylaşımlar ve tanıdığım diğer blog yazarı arkadaşlarımla hasret giderecek olmamdı :) Ee gece nasıldı?! Güzel ağırlandığımızı itiraf  etmeliyim. Fotoğraflarda gördüğünüz yer Bisquitte. Oldukça şık bir mekan ve menüde şahsına münhasır değişik bi dolu tadılmayı bekleyen lezzet var. Misafirperverlikleri ise takdire şayan, sohbet dolu bir geceydi. İzmir'i etkinliğe doyuran Optimum'a başta olmak üzere, Yıldız Hanım ve Baran Bey'e yüksek ilgi ve alakalarından ötürü çok teşekkür ederim.
Aldığımız hediyelerimiz ise gecenin kaymağı oldu. Sevgili Bernardo, Tekin Acar Kozmetik ve Koton'a ayrı ayrı teşekkürü bir borç bilirim ;))
Güzel bir güne tanıklık etmenin keyfiyle, tatlı paylaşımlarda tekrar bir arada olabilmek dileğiyle.

Salepli Kurabiye

Bu aralar aklımı başından alan tek şey kurabiyeler. Ha pardon bir de Çalıkuşu dizisi :))) Evveliyattaki dizi uyarlamalarını bilmem ama bence şu anki muazzam bir yapım. Sırılsıklam aşkın yaşandığı, oyuncuların  tam performans oyunculuklarını sergilediği ve kıyafetlerin ise göz doldurduğu zannımca fevkalade bir dizi. Ve bugün günlerden Çalıkuşu anlayacağınız. Hafif bir akşam yemeği akabinde demlenen bergamot kokulu çayımın yanına salepli, tarçınlı kurabiyelerim öyle yakışıcak ki. Beklerim efenimm... :))
Baharcığımın ellerine sağlık, bloğunda görür görmez heyecanlanmıştım salepli kurabiyeyi. Ki salebin de müptelasıyım zati. Hemen kollarımı sıvadım, vintage önlüğümü taktım ve yumuşacık kıvamlı kurabiyeyi yoğurmaya başladım. 
Lezzetine inanamayacaksınız. Yanında süt ile tüketmek isterseniz, sanacaksınız ki içilen salep! :))  Kış mevsimin en güzel iki kokusu bırakın evinizi sarsın; SALEP ve TARÇIN denemeye değer..


Malzemeler:
100 gram yumuşak margarin,
2 Türk kahvesi fincanı sıvıyağ,
2 Türk kahvesi fincanı buğday nişastası,
1 Türk kahvesi fincanı pudra şekeri,
3 yemek kaşığı toz salep,
2,5 su bardağı un,
ve üzeri için tarçın

Yapılışı;
Un ve nişasta hariç diğer malzemeleri genişçe bir kapta yoğurmaya başlıyoruz. Önce nişastayı ekleyip daha sonra azar azar ilave ettiğimiz unla birlikte yoğurma işlemine devam ediyoruz. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıyor ve elimizde yuvarlayıp, hafifçe düzleştiriyoruz. Yağlı kağıt serdiğimiz fırın tepsisine diziyoruz. Önceden ısıtılmış fırında hafif pembeleşene kadar pişiriyoruz. 170 derecede ve  maksimum 20 dakika! Daha fazla pişirmeyelim. Ölçüden 25 adet çıkıyor. Üzerine tarçınla servis ediyoruz.
Afiyet olsun :)

İncirli Kurabiye


Böyle bir kurabiye görüntüsünü saatlerce izleyebilirim öküz ve tren misali :)) Hastasıyım ne yapayım, ben de böyleyim işte.
Kurabiyelerin içindeki kuru incirler daha önce de İncir Aşkına tarifimde bahsettiğim gibi sevgili kayınvalidemin ellerinden. Nefis mi nefis, daha doğal olamaz. Yazın taze bardacık incir, kışın da kuru incir olarak evlerinin bahçesindeki ağacın nimetlerinden sonuna kadar faydalanmaya devam ediyoruz. Bu kez de kurabiye içerisinde denemek istedim. Beğenmediğim hiçbir lezzeti paylaşmadım bloğumda şimdiye kadar; bu da harikuladeydi tabiiki :)) 
Merak edip denemek isteyenler için ölçüden 12 adet çıkıyor. İçi nemli olduğundan mütevellit yemesi çok keyifli.


Malzemeler:

Hamuru için;
125 gram margarin,
1 yumurta,
1 büyük çay bardağı şeker,
3 büyük çay bardağı un,
1 çay kaşığı kabartma tozu,
1 vanilya.

İç dolgusu için;
5 adet kuru incir,
2 yemek kaşığı kayısı reçeli yada marmelatı,
Yarım çay kaşığı tarçın.

Yapılışı;
İncirleri küçük parçalara kesip, 20 dakika sıcak suda bekleterek başlayalım. Hamur hazırlığı için diğer tarafta yumurta ve şeker çatalla bir süre çırpılır. Sonrasında oda sıcaklığına gelen yumuşak margarin, vanilya, un ve kabartma tozu eklenerek yoğurulur. Hamur yumuşak kıvamlı olmalı. Eğer hamuru elinizden kurtarmakta zorlanıyorsanız elinize bir avuç sıvıyağ ekleyip tekrar yoğurabilirsiniz. Yoğurulan hamur, iç dolgusunu hazır edene dek buzdolabında bekletilir.
Sudaki incirler süzülüp diğer malzemelerle birlikte rondodan geçirilir. Hamuru 12 eşit parçaya ayırdıktan sonra avuç içerisinde açılarak bir çay kaşığı incirli iç dolgusundan koyduktan sonra ağzı büzülerek kapatılır ve yuvarlanır.
Yağlı kağıt serili fırın tepsisinde önceden ısıtılmış 160 derecelik fırında 15-20 dakikalık maksimum sürede pişirilir.
Afiyet olsun :)

Damla Sakızlı Ayva Reçeli

Kulağa çok hoş geliyor dimi, kış meyvelerinin en kıymetlilerinden ayvanın damla sakızlı hali. Sevenleri, yani benim gibiler için damla sakızının eve girmesine alın koca bir sebep daha. Güne enerjik başlamak iyi bir kahvaltı sofrasından geçer denir. Sıcacık ekmek ve çay kokusunun yanında damla sakızlı ayva reçelini şimdi olsa nasılda afiyetle yerdim diye düşünürken, semt pazarında ayva alırken buldum kendimi. 
Hamileyken de çok tüketmiştim. Bir rivayete göre, hamileyken ayvayı çok yediğin zaman çocuğunun yanaklarında gamze olurmuş, peehh! :P inanmam böyle şeylere derdim hep. Sarp doğdu ve iki yanağında da koca bir çukur :)) O ayvalara mı borçluyuz bu gamze dedikleri güzelliği bilmem. Aslında bir doku eksikliği imiş ama böyle doku eksikliğine can feda yahu daha ziyade ödül gibi. O nasıl sempatik bir görüntü öyle. Şükranlarımı sunuyorum sana Allahım :))


Bir güzellikten başka bir güzelliğe geçiş yaparak konumuza geri dönüyoruz. Orta boy 1 kilo 250 gram aldığım ayvalar temizlendikten sonra (Not: Çekirdeklerden bir tatlı kaşığı ayıralım, pişirirken reçelin renginin koyulaşmasına katkısı olsun diye) 1 kilo kaldılar ve hepsini tencereye rendeledim  İsteyen minnak minnak da doğrayabilir. Ayvaları bol miktarda su ve ayırdığım çekirdekler ile beraber genişçe bir tencerede ve kısık ateşte pişirmeye başladım yumuşamalarını sağlamak için. Takribi 40 dakika sürdü ve 1 kilodan bir bardak eksik şekerimi ekleyip rengi dönünceye ve özleninceye kadar 1 saat daha pişirdim. Ocaktan almaya yakın ise, yarım limon suyu ve 1 paket dövülmüş damla sakızını ekleyip karıştırdım. 10 dakika sonra altını kapatıp dinlenmeye bıraktım. Kısık ateşte pişirdiğimden ötürü, pişirme süresi oldukça uzun gelebilir size ama en sağlıklısı budur bence.


Malzemeler:
1,250 kilo ayva,
750 gram şeker,
1 tatlı kaşığı ayva çekirdiği,
1 paket damla sakızı,
Yarım limonun suyu.

Her gününüzün enfes kahvaltılar eşliğinde başlayıp, mutlu devam etmesi ümidiyle...
Afiyet olsun :)

Unsuz Fındıklı Kurabiye

Sarp Efendi ile kısa süreli uyku problemi krizinden sonra, sabaha kadar uyanmaz umudu ve hayaliyle geçiyorum klavyenin başına dostlar. Çocuk büyütmek zor zanaat bilenler bilir :)) Bilmeyenlere de tavsiyem çok merak etmeseniz de olur hani.. Yeni doğduğu aylarda anne sütüne ihtiyacı olduğundan uykusuz geceler peşi sıra geçerken 22 ay sonunda sütten kestik. Yaşasın uyuyacağım derken azı dişler ve tuvalet eğitimindeydi sıra. Yaşasın onlar da tamam derken odasını ayırdık ve alıştıktan sonra artık uyuyabileceğim derken geçen üç yıl sonunda hala geceleri sebepsiz yere uyanmalar yok mu?! Kafamda ne kadar asfalya varsa sırayla atıyorlar. Anladım ki çocuk büyürken hiç bir konuda kesinlik yok, sabite yok, süreklilik yok, çözdüğünü sandığın herşey birer sorun değil,  hayatın ta kendisi aslında.



Diğer bir adıyla yağsız ve unsuz fındıklı kurabiye. Bu kadar az malzemeyle ortaya çıkan lezzete inanamayacaksınız. Kış mevsiminde fazlasıyla enerji verecek fındık ana malzememiz. Yumurta beyazı ve pudra şekeri hepsi bu. Bu arada sarılarını da bir önceki tarifim olan Magnolia Puding'te kullandım ;)
Tadı badem ezmesine benziyor. Aynı şekilde içi nemli, yumuşacık ve uzun süre tazeliğini koruyor. Ölçüden  bir tepsi çıkıyor.
Sevdiklerinizle, afiyetle yenilen güzel sofralara eşlik etmesi dileğiyle...


Malzemeler:
250 gram fındık,
2 yumurta beyazı,
1 çay bardağı pudra şekeri,
Süsleme için çikolatalı fındık draje.

Yapılışı;
Fındıklar rondodan geçirilir (Dikkat; un gibi yapmayınız. Fındık kırıkları biraz dişe gelmeli, daha lezzetli oluyor) Ayrı bir yerde yumurta akları, pudra şekeri ile birlikte 3 dakika boyunca çırpılır. İçerisine fındık kırığı ilave edilerek el yordamıyla yoğurulur. Malzemenin elimize yapışmaması için küçük bir kaba su konularak ara ara parmaklar ıslatılmak suretiyle yağlı kağıt serili fırın tepsisine ceviz büyüklüğünde yuvarlaklar yapılarak dizilir. Üzerlerine biraz bastırarak, fındık drajeler yerleştirilir ve 175 derecede önceden ısıtılmış fırında sadece 10 dakika pişirilir.
Afiyet olsun :)


Magnolia Puding

Nasıl da manolya diyesim var,  ne kadar da endamı yerinde bir isim değil mi bir puding için :D Koklamaya kıyamam, benim güzel manolyam... Zeki Müren'i de hürmetle anmayı ihmal etmeyeyim dedim. Hayırdır aşka mı geldin, nedir bu manolya ismi ve hikayesi derseniz de, tarifi Nurlu Mutfak'ta bloğunun zengin mutfağında gezinirken farkettim. Sütlü tatlılara çekim gücü yüksek biri duruyor karşınızda, elimden kurtulacağını mı sanıyor bu puding?! Acilen denenip nihayete varılıyor. Müthiş bir lezzet-i şahane. Tarif hazırlanırken yapılan o son dokunuşlar var ya; işte onlar olayı saraylara layık bir atmosfere taşıyor. Tarifin orijinali Newyork'ta Magnolia Bakery adıyla ünlenmiş bir pastaneden geliyor. Tarifi tabiki kendimize uyarladık :)) Malzemelerin orijinalini bulmak için Newyork'a gitmek isteyen varsa buyursun. Malum ajandam kabarık, zamanım yok şekerim. Amma velakin bir gün Newyork'a gidilecek olursa, uğranacaklar listemde Magnolia Bakery de olacak.


Geçtiğimiz haftasonu arada sırada nefes almak için kaçtığımız cittaslow ünvanlı Seferihisar beldemizdeydik, 14.sü düzenlenen Mandalina Şenliği'nde.
Seferihisar'ı ilk defa ziyaret eden kuzenlerimiz Yasemin ve Halil ile birlikte harika bir gün geçirdik. Şenlik programında şiirlerine ve sesine hayran olduğum Volkan Konak da vardı. Bir de üzerine Sığacık'ta yapılan alışverişler, soğuğa rağmen denize nazır oturarak yiyip içip, edilen sohbetler daha ne olsun... Şükürler olsun...
Festivalin bir diğer güzel tarafı da şevket-i bostan otu ve dağ çileği gibi özlediğimiz lezzetleri tezgahlarda görmekti. Hafif mayhoş haliyle çok da yakıştı pudingime dağ çilekleri. Sevdiğiniz başka meyvelerle de tatlınızı şölene çevirmek sevgili ellerinizde...


Malzemeler:
1 litre süt,
2 adet yumurta sarısı,
6 yemek kaşığı şeker,
2,5 yemek kaşığı un,
2,5 yemek kaşığı nişasta,
2 paket vanilya,
1 paket labne peyniri (200 gram),
1 paket krema 200ml,
Arzuya göre meyve (çilek / muz)
ve içerisine kıtır kek parçacıkları yada bisküvi kırıntısı.

Yapılışı;
Sütün içerisine yumurta sarıları, un, nişasta ve şeker eklenerek ocağa alınmak suretiyle sürekli karıştırılarak pişirilir. Pişen pudinge vanilyalar eklenerek ara ara karıştırılarak havalandırılır ve soğumaya bırakılır.
Ayrı bir yerde soğuk labne peyniri ve soğuk krema mikserle kabarana kadar çırpıldıktan sonra buzdolabında soğumaya devam etmek üzere terkedilir. Soğuyan pudinge buzdolabındaki peynirli karışım eklenerek uzun bir süre çırpılır ve servis yapacağınız kaselere meyve, kek kırıntısı ve puding sırasıyla konularak paylaştırılır. Dilerseniz borcama döküp, keserek de servis edebilirsiniz.
Buzdolabında en az 4 saat dinlenmeye bırakmanız tavsiye edilir. Ben bisküvi yada kek kullanmadım. Tarifi kişiselleştirmek elinizde.
Afiyet olsun :)

Brownie Kurabiye

Brownie adı mı beni heyecanlandıran şey, yoksa tadı browniye benzeyen herşey mi :) bilemiyorum?! Tabii ki her tarifin karakteristik bir lezzeti ve dokusu var şüphesiz. Kurabiyenin ıslak hali, bana kalırsa en nefis hali. Öyle haz aldım ki yerken, kurabiyenin tarihçesi ne acaba diye meraklanıp başladım araştırmaya.. İlk kurabiyeler şans eseri yapılmış. Eski fırıncılar çok küçük miktarlardaki pasta hamurlarını fırının sıcaklığını tespit etmek için kullanıyorlarmış. Bu ufak test hamurlarına -Flemenkçe küçük pasta anlamına gelen- "koekje"  denirmiş. Ve bu tesadüfler bugünkü cookie yani kurabiyenin doğumuna sebep olmuş.
Velhasıl, yaradılışımızın bile bir sebebi varken, kurabiyelerin de keşfinin bir sebebi olması bizi şaşırtmadı tabiiki ;)
Kurabiye kokusu mutfağınızdan hiç eksilmesin dilerim. Zira bir nev-i mutluluk sebebidir kendisi :))


Malzemeler:
1 yumurta,
1 büyük çay bardağı şeker,
1 büyük çay bardağı sıvıyağ,
125 gram margarin,
1 vanilya,
1 kabartma tozu,
25 gram kakao,
3 su bardağı un.

Şerbeti için:
1,5 su bardağı süt,
1 su bardağı şeker.

 Yapılışı;
Öncelikle şerbet hazırlanır ki soğuması için zamanı olsun. 
Hafif ılıştırılan sütün içerisine şeker karıştırılarak erimesi sağlanır ve soğutulmak üzere buzdolabına alınır.
Yumurta, şeker ve vanilya şeker eriyene kadar mikserle çırpılır. İçerisine sıvıyağ, margarin, kakao ve kabartma tozu ilave edilip tekrar mikserle karışım özlenene kadar çırpılır. Unu yavaş yavaş ilave edilerek yoğurmaya başlanır. Kurabiye hamurundan ceviz büyüklüğünde parçalar koparılarak yuvarlanır. Ben tariften 21 adet çıkardım. 
 Kurabiyeler yağlı kağıt serilen fırın tepsisine dizilir. 180 derecede çatlayana kadar pişirilir :) Fırından çıkan sıcacık kurabiyeler, soğuk şerbete teker teker atılıp sütü içine çekmesi beklenerek şerbetin içerisinde gezdirilir. 
Servis tabağına alınan kurabiyelerin üzeri isteğe bağlı olarak hindistan cevizi yada antep fıstığı tozu ile süslenir. 
Bekledikçe güzelleşen bu kurabiyeleri dilerseniz bir gece önceden hazırlayıp, buzdolabında dinlendirebilirsiniz.
Afiyet olsun :)

Kabak Sufle

Öyle dizilerle kafayı bozacak bir tip değilim amma velakin şu Çalıkuşu beni benden alıyor yahu. Başlamadan evvel bir heyecan bir ahval ve şerait içinde ruhum öyle  tezahür ediyor ki nasıl anlatsam bilemem..
Haliyle en alasından tavşan kanı çayımı demliyor, yanına fevkalade lezzetten coşmuş kurabiyeler eşliğinde gömülüyorum koltuğuma. Kamuran ve Çalıkuşu'nun inceden yaşadığı aşkı izlerken, yenen öte berilerin haddi hesabı sorulmaz ve tartışılmazken, alınan kilolar ve kışın rehaveti aynalarda yüzüme tokat gibi gelince ne olacak bu halim ahvalim diye düşünmeden duramıyorum :))) Ha birde şöyle uzun cümleler kurmadan duramıyorum.
Oyunculuklara eyvallah diyecek hiçbir lafımız yok fevkalade de, şu reklamlara rağmen nasıl katlanıyorum televizyondan izlemeye kendime şaşıyorum tillahi :)

Bakar mısınız kabak sufle nasılda nar gibi kızarmış bakıyor öyle nazlı nazlı yüzüme. Gel de yeme!!
Kabağı birde böyle denemenizi önersem, sizde naçizane fikrimi dinleyip deneseniz, göreceksiniz ki pişman olmayacaksınız. Ne büyük konuştum dimi, ee denemeden bilemezsiniz ama dimi :))


Malzemeler:
2 adet yufka,
2 yumurta,
2 adet kabak,
500 ml süt,
250 gram beyaz yada tulum peyniri,
Üzeri için kaşar peyniri.

Yapılışı;
Derin bir kaseye süt ve yumurtalar konur ve karıştırılır. İçerisine kabaklar rendelenip, tüm yufkalar küçük parçalar halinde koparılır ve peynir de rendelenerek eklenerek güzelce karıştırılır. Yağlanmış, büyük boy yuvarlak borcam yada fırın tepsisine dökülerek buzdolabında en az 1 saat dinlendirilir.
Mümkünse 1 gece buzdolabında bekletmenizi öneririm ki malzemeler özleşsin. Üzerine bolca kaşar peyniri serpiştirilip, önceden ısıtılan 200 derece fırında 40 dakika üzeri kızarana kadar pişirilir ve sıcak yada ılık servis edilir.
Afiyet şifa olsun efendim :)


Kaynak: www.ihlamurcum.com

Ezine Peynirli Şipşak Poğaça

Yağmur sesi ile uyandım bu sabah. Dışarıda gri bir hava. Havada poğaça kokusu var evet evet poğaça kokusu :)) Güne mutlu başlayacak ne yapabilirim diye düşünürken -ki bu hiç zamanımı almadı ;)- evdeki en keyif aldığım mutfağıma girip, bütün endamımla buzdolabını açıp fazlalık ezine peynirlerimle kendi kendine mayalanan bu şipşak poğaçaları yapıverdim. Namı yerinde bu şipşak poğaçaların tabiki en güzel tarafı mayalanmak için beklemek zorunda olmamanız. Hem mayalanırım, hem pişerim diyor; bayıldım sana şipşak poğaça! 
Tarif için birtutamkekik bloğu yazarı Ayşegül Hanım'a teşekkürler ve sevgiler...


Malzemeler:
1 su bardağı süt,
1 paket instant (kuru) maya,
1 çay bardağı sıvıyağ,
1 çay bardağı yoğurt,
1 yumurta beyazı (sarısı üzerine),
1 tatlı kaşığı şeker,
1 tatlı kaşığı tuz,
4-5 bardak un.

İç malzemesi:
200 gram ezine beyaz peynir

Yapılışı;
Öncelikle tüm sıvı malzemeler yoğurma kabına alınıp karıştırılır parmak uçlarımızla. Daha sonra maya ve tozşeker ilave edilir. Unu azar azar kontrollü bir şekilde sıvı karışıma eklenir ve yoğurmaya başlanılır.
Mandalina büyüklüğünde koparılan parçalar yumuşak bir kıvamda olmalı. Elde yuvarlanan hamurun içerisine konulacak peynir miktarı tercihinize kalmış. Bu ölçüden 20 adet çıkıyor. Üzerine yumurta sarısı ve çörekotu serpip önceden ısıtılmış 180 derece fırında 35 dakika pişirilir.
Afiyet olsun :)


Çikolatalı Puding


Bayram öncesi ailemiz için çok kıymetli biri olan Sevim Abla'mızı ağırladık. Hayata bakışı, sohbeti ve zekasıyla her daim hayran olduğum insan; seni çok seviyoruz ve iyiki varsın hayatımızda!
Mutfağımdan çıkan lezzetleri çok beğendiğini söylemeden geçemeyeceğim, zira işi gereği sürekli gezen ve damak tadını geliştirmiş, değişik tadlara hevesli birinin hür fikrine her daim ihtiyaç duyarım.
Onun için hazırladığım çikolatalı puding tarifi oldukça başarılıydı. Tabanını -çikolataya en çok yakışanı olduğunu düşündüğüm- vişne ile doldurdum. Üzerine de çikolata rendeledim.
Bayram tatlısı olarak düşünmek çok mümkün olmayabilir ancak çikolataya doymak ve zevkle kaşıklamak istediğiniz her an yapılabilecek kolaylıkta bir sütlü tatlı.
Bayram geliyor. Bayramın tatil olarak algılanması, kah mevsim geçişinin bünyede yarattığı rehavetten kah iş koşullarının ağırlığından bizi bu düşünceye zorluyor ne yazıkki. Özellikle kurban bayramı ritüeli gereği beni psikolojik olarak bitiriyor. Görüntüler ve haberler bir hayli yoruyor. Herkese keyifle ve huzurla geçireceği bir bayram tatili diler ve yüksek müsaadenizle kaçarım :))



Malzemeler:
1 litre süt,
1 su bardağı şeker,
Yarım su bardağı un,
Yarım su bardağı buğday nişastası,
Kakao (50 gr),
1 paket bitter çikolata (80 gr),
1 paket krema (200 gr).

Yapılışı;
Tencereye çikolata ve krema hariç diğer bütün malzemeler sırasıyla aktarılır ve ocağa alınır. Çırpma teliyle sürekli karıştırılarak pişirilir. Yoğunlaşıp fokurdayan puding ocaktan alınıp içerisine bitter çikolata parçalanarak eklenir ve ara ara erimesini sağlamak üzere karıştırılır. Ilınınca krema eklenerek mikserle 5 dk. çırpıldıktan sonra servis cuplarına aktarılır ve buzdolabında soğumaya bırakılır. 
Afiyet olsun :)

Kaynak: www.cakeinlife.blogspot.com

Ürgüp Kurabiyesi ve Dostlarla Buluşma :)


Heyyfimin İzmir seyahatiyle başladı herşey. Önce kitap tanıtımı, imza günü ve bir kaç ay sonra da uzun soluklu sohbet ve kahkaha dolu buluşma. Sevgili cayimtaze.blogspot.com ve eliflehayatadair.blogspot.com yazarı ile geçen tatlı bir gün. Teşekkürler, sizinle olmak zevkliydi. Ha bu arada Lady Gaga bonfilesi yediğim en ilginç bonfileydi :D
Sevgiyle selamlar gönderiyorum ve en kısa zamanda tekrar buluşmayı arzu ediyorum canım blogger dostlarım...


Bu kurabiye tarifinin sahibesi Ürgüp'te yaşıyor. Neziha abla, muhteşem yürekli insan. Bir Kapadokya ziyaretimizde Ürgüp Evi'nde konaklamıştık. Oteldeki konumumuz icabı diyaloğumuz bir hayli içtendi. Oteldeki işleri yetmiyormuş gibi bir de bizi memnun etmek adına ertesi gün bize bu kurabiyeleri yapıp getirmez mi! E tabi üzerinize afiyet çayla pek bir güzel gitti. Ağızda dağılan, yumuşak ve enfes kurabiyelerin tadı damağımızda kaldı ve tarifler alındı. Döner dönmez denendi. Ölçü tam, hazırlaması kolay, lezzet süper ve tarçının baştan çıkarıcı meziyeti ile sayısız yenen kurabiyeleeer...


Malzemeler:
1 paket margarin,
4 kaşık toz şeker,
2 su bardağı un,
2 su bardağı nişasta,
1 vanilya,
1 kabartma tozu.

Üzeri için:
2 yemek kaşığı toz şeker,
1 yemek kaşığı tarçın.

Yapılışı;
Oda ısısındaki margarin genişçe bir kaseye alınır ve içerisine şekerle birlikte toz malzemeler eklenerek güzelce yoğurulur. Merdane yardımıyla 1' er cm kalınlığında açılır ve istenilen şekildeki kalıplarla kurabiyeler şekillendirilir. 
Yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine birer parmak aralıklarla dizilir.
180 derece ısıtılmış fırında pembeleşene kadar pişirilir. 
Fırından çıkan kurabiyeler, toz şeker ve tarçın karışımına bulanıp, 
servis yapılacak tabağa dizilir.
Not: Pişmeden önce kurabiye hamuruna vanilya yerine 
zencefil de ekleyebilirsiniz. 
Ayrıca tazeliğini en az 3 gün muhafaza ediyor. Güzel olan da bu değil mi!
Afiyet olsun :)

Vişneli Çikolata Soslu Kek

Klavyenin bir dili olsa da konuşsa, Sarp'tan neler çektiğini bir anlatsa :D Arabalar filminin baş kahramanı Şimşek McQueen fanatiği sevgilimin isteği üzerine bilgisayarımdan  filmi açıp, kafam rahat işlerimi bitirmeye çabalıyordum ki, bir ara yoğun bir sessizlik hali hakim olunca evde, göz ucuyla süzdüm Sarp efendiyi ve ne göreyim; klavyenin bütün tuşları var gücümüzle sökülmek suretiyle zevkten dört köşe olmuşuz!
Çocuk yetiştirmenin baş koşulu olan yüksek sabır duygusuyla ve itinayla bunun bir eğlence şekli olmadığını ve bir daha klavyenin canını acıtırsa Şimşek'i bir daha göremeyeceğini anlatmak, oturup bir saat tuşları yerine yerleştirmekle uğraşmak bana hiç zevk vermedi tabiki.
Ancak keki yerken durum değişti. Sinirleri alınmış ve mutluluk hormonları tavan yapmış bir haleti ruhiyeye bürünmek bana da, Sarp'a da iyi geldi  :))
Vişneli, çikolata soslu keki denerken başarılı olup olamayacağı konusunda endişelerim vardı. Çünkü bütün malzemeler fırında ayrışıyor ve sonuç mükemmel. Pişince pasta görünümünde ve kıvamında vişnenin mayhoş tadıyla enfes bir lezzete dönüşüyor. Merak edenlere sevgiyle önerilir...



Malzemeler:
2 yumurta,
1 su bardağı şeker,
1 su bardağı süt,
1 (küçük) çay bardağı sıvıyağ,
1 paket vanilya,
1 paket kabartma tozu,
1 paket kakao (25 gr),
2 su bardağı un

 Çikolata sosu
1 paket hazır çikolata sosu,
2, 5 su bardağı süt.

1 su bardağı taze ve çekirdekleri çıkarılmış vişne
yada dondurulmuş vişne


Yapılışı;
Çikolata sosunu pişirip, ılımaya bırakarak başlıyoruz tarifimize. Kek yapımı için yumurta ve şekeri beyazlaşana kadar çırpılır. Daha sonra sıvı karışımlar eklenerek tekrar çırpılır ve en son un, kabartma tozu ve kakao da eklendikten sonra iyice karıştırılır ve yağlanılan kalıba kek karışımının yarısı  dökülür. Üzerine vişneler serpiştirilir ve yine üzerine çikolata sosunun tamamı  yayılır. En son aşamada kalan kek karışımı ile çikolata sosunun üzeri kapatılır. 180 derecede 25-30 dk. kadar fırına verilir ve kürdan testi ile kontrol ederek pişirilir.
Ben bu tarif için büyük kare borcam kullandım ve kekimin üzerini vişne ile süsledim. Tercih ve zevkinize göre süsleyerek, şık sunumlar elde edebilirsiniz.

Afiyet olsun :)


Kaynak: nefisyemektarifleri

Damla Sakızlı İrmik Tatlısı

Ve Kadın...
Bir kadınla birlikteyken unutacaksın dünyayı.
Sadece ona ait olacaksın. Ancak o zaman
kadın da sana ait olduğunu hissedebilir
Ve ancak o zaman kendisini sana ait hisseden bir kadının, 
dünyanı tamamen değiştirebileceğini anlayacaksın.
Bir kadınla yürek yüreğe, ten tene olmanın verdiği
mutluluğu ancak o zaman tadacaksın.

AŞK.
Tüm dünya insanlarının içinde sana tanıdığım ayrıcalıktır.
Can Yücel


Ne güzel tasvir etmişsin üstad aşkı ve kadını, hayran olmamak elde değil...

Sadece karşı cinse duyulan aşktan söz edemeyiz. Zira sütlü irmik tatlısının görüntüsüne de mideme  indirmeden önce aşıktım :)) Görüntüye bakarmısınız lütfen; harikulade di mi!


İzlemek bile zevk veriyor. Sunum bir sanat, şıklık, zerafet ve kadına dair herşey....

Malzemeler:
1 litre süt,
12 çorba kaşığı irmik,
11 çorba kaşığı toz şeker,
1 paket damla sakızı yada damla sakızlı vanilin,
Karadut

Yapılışı;
Süt, irmik ve toz şekeri bir tencereye alalım.Sürekli karıştırarak pişirelim.Tatlı koyulaşıp, yoğunlaşınca içine damla sakıznı ilave edip, güzelce karıştırıp, ocağın altını kapatalım.
Tatlıyı koyacağımız kaseyi nemli bezle silerek, hafifçe ıslatalım. Tatlıyı içine dökelim ve ılınıncaya kadar dışarda bekletelim. Soğuyunca buzdolabına kaldıralım ve soğuk servis yapalım.
Afiyet olsun :)


Kaynak: Pelinchef  " teşekkürler! "

Kremalı Poğaça

Evdeki yufka ve milföy stokları tükenince, habersiz gelen konuğumla beş çayının yanında hazırladığım kremalı poğaçalarımı yerkenki halimizi görmeliydiniz! :)) Aynı anda aldığımız koca bir ısırık, akabinde göz göze gelen patlamış gözler ve tanrım acaba kendimi nasıl tutacağım hissinin ardından "anın tadını çıkar ve dileğin kadar ye" deyip salıvermişlik hali. Sonuç; midede akşam yemeğine yer kalmamış, üzerine içilen sade soda kesmemiş, bir de churchill (soda, limon ve tuz) yapılmış ve ancak kendine gelinmiş! Zannetmeyin ki sadece menüdeki poğaça beni bu hale getirdi. Yanında makarna salatası, çikolatalı kek ve mis gibi bergamot kokulu çayımız vardı. Ama o derin mi derin kahkaha dolu sohbetimizden tatlısı yoktu günün sonunda...
İçindeki kremadan mütevellit dokunduğunuz anda parmak iziniz kalacak kadar yumuşak ve hafif bir poğaça. Öyle sanıyorum ki geç bayatlayacak nitelikte. Göreceğiz; kalırsa ;). İç malzemesinde beyaz peynir kullandım. İsterseniz yeşillik, patates, çemen yada farklı peynir türleriyle çeşitlendirebilirsiniz.


Malzemeler:
1 kutu krema,
1 su bardağı süt,
1 paket instant (kuru) maya,
Yarım su bardağı sıvıyağ,
2 çorba kaşığı şeker,
1 yumurta,
1 tatlı kaşığı tuz,
4 yada 5 bardak un,
Üzerine:
Yumurta sarısı ve haşhaş


Yapılışı;
Ilık sütün içerisine -yaş yada kuru nasıl tercih ederseniz- maya eklenip şeker ile birlikte eritilir. Yumurta beyazı, sıvı yağ ve krema da eklenip hafifçe karıştırılır el yordamıyla. Sonunda da un elenerek tuz ile birlikte ilave edilir,  diğer yandan yoğurmaya başlanır. Hamur ele yapışmayacak ve  yumuşak kıvamlı  olmalı. 1 saat ılık bir ortamda dinlenmeye bırakılır. Mayalanan hamurdan mandalina büyüklüğünde koparılıp içine iç malzeme eklenip yuvarlanır ve ay çöreği şekli verilir.
Yağlı kağıt serilen tepsiye dizilen poğaçalar üzerine yumurta sarısı sürüp haşhaş ektikten sonra 170 derecedeki soğuk fırına atılır ve kızarana kadar pişirilir.
Afiyet olsun :)

Damla Sakızlı ve Çikolatalı Kup

Günün en güzel saatlerinden herkese merhaba ve günaydın. Sabahlara aşığım! Derin bir sessizlik yerini ağır ağır kuş cıvıltılarına bırakır ve inceden serinlik bedenini kaplar ya, insanlar hareketlenir, yeni bir güne başlayabilmenin mutluluğu ve heyecanı ile gülümseyen çehreler kendini bulur ya, muazzam kahvaltılar hazırlanır ve çayın kokusu evi sarar ya işte ben buna aşığım....
Yaz mevsiminde sıklıkla yaptığım ve yerken müthiş haz aldığım kuplarımı sevgili dostlarıma iftiharla sunarım :)) İçerisine mevsim meyveleri, çilek, kayısı, şeftali ne dilerseniz ekleyebilir, lezzetine lezzet katabilirsiniz. Ben görüntüdeki gibi sade tercih ediyorum. 


Malzemeler:
1 litre süt, 
5 çorba kaşığı un, 
7 yemek kaşığı şeker, 
1 paket damla sakızı yada Dr. Oetker damla sakızlı vanilin,
Dr. Oetker çikolata sosu, 
2,5 su bardağı süt, 
2 dilim çikolatalı kek.

Not: Bu malzemelerden 10 adet kup çıkıyor.

Yapılışı;
Süt, un ve şeker sürekli karıştırılarak pişirilir. Pişmeye yakın dövülmüş damla sakızı eklenerek tekrar karıştırılır. Pişince ocağın altı kapatılıp ara sıra ılıklaşıncaya dek çırpılır. Diğer tarafta çikolata sosu pişirilirken bir taraftan da küçük küpler halinde kesilen kekler kuplara paylaştırılır ve önce damla sakızlı muhallebi, ardından da çikolata sosu kuplar dolana kadar doldurulur ve soğuması için buzdolabına konulur.


Afiyet olsun :)

Patlıcan Pabucaki

Merhabalar,
Herkese bol bereketli, afiyetli ve huzurlu ramazanlar diliyorum :) 
Ramazan ayının üçüncü günündeyiz ve zaman öyle hızlı akıyor gidiyor ki... Bu uzun yaz günlerinde zamanı en verimli şekilde değerlendirmenin yollarını bulmalı; zevk aldığımız şeyleri yapmalı ve sevdiğimiz insanlara daha fazla vakit ayırmalıyız. Naçizane hatırlatma niteliğindeydi ;)
Size çok hafif ve leziz bir önerim olacak kabul ederseniz. Patlıcan Pabucaki! Girit mutfağına özgü bir lezzet. Patlıcan ve peynirin buluşması.. Ben sevdim; gerçekten enfes bir buluş. Yeşillik ile birleşip bir de fırınlandımı hımmm işte size mideyi yormayacak ve keyifle yiyeceğiniz bir ara sıcak ;)


Malzemeler:
3 adet uzun patlıcan,
150 gram peynir (beyaz yada tulum peyniri),
1 çay bardağı zeytinyağı,
1 yumurta,
Yeşillikler (maydonoz, dereotu, taze nane, reyhan),
1/4 bağ yeşil soğan,
1 çay kaşığı kırmızı biber,
1 kase galeta unu.


Yapılışı;
3 adet patlıcan alacalı soyulur, uzunlamasına ikiye kesilir ve tuzlu kaynar suda haşlanır. Patlıcanların içi kaşık yardımıyla oyulur ve fırın tepsisine yerleştirilir. Peyniri tercihe bıraktım. Tulum peyniri ile de, beyazla da güzel oluyor. Peynir rendelenip oyulan patlıcanların içi peynirle karıştırılır. Baharatı, yumurtası ve yağı dökülüp tekrar harmanlanır. Yeşillikler incecik kıyılarak peynirli karışıma eklenir ve tekrar karıştırılıp yağlanılan patlıcanlara paylaştırılıp, üzerine bolca galeta unu serpilerek fırına verilir. Kızarıncaya kadar pişmeye bırakılır.
Afiyet olsun :)

Şerbeti Sütlü Revani

Bir hafta Sarp'a tuvalet eğitimi vermek üzere kampa girdik ve bu işin en iyi yazlıkta olacağına karar verip, annem ile Mordoğan yollarına koyulduk. Deniz, güneş, bahçe ve Sarp'ın tuvalet aparatları ile olağanca samimiyetimizin karşılığını umuyorum bu bir hafta sonunda alacağız :)) Şimdilik mücadelemiz son hızla sürüyor, yorgunluk ise cabası. Haklı olarak apartman çocuğu olarak yetişen nesillerin, kodesten çıkmış gibi bir halleri oluyor doğaya salınca. Neyse ki adaptasyon sürecimiz çok sürmedi. Sarp aşırı sosyal bir çocuk (bazen şanslı mıyım, değil miyim diye epey düşündürüyor bu durum beni). Girişken, sıcak kanlı ve aktif. Ha bir de korkusuz! :). Bahçede gördüğü örümceğin bacaklarını ayırmış, bakıp eğleniyordu duruma. Uzun uzun konuştuk tabi yaptığının doğru olmadığını. Doğa anadan özür diliyoruz verdiğimiz zayiattan ötürü :). Hayvanları çok seviyor; insanlardan daha zararsız olduklarını öğrenmesi hiç zor olmadı. Dilerim varolduğu sürece tüm canlılara karşı makro farkındalık ile yaklaşıp evrenin canlılar sayesinde zevkle yaşanır bir yer olduğunu unutmaz.
Günlük-vari kısa bir girişin akabinde gelelim tatlı yiyip, tatlı konuştuğumuz anlara.
İlk defa şerbeti sütlü bir tatlı denedim. İnanamayacaksınız yerken verdiği hazza. Öyle lezzetli ve hafif ki irmik ile bütünleşen süt! Bir de soğuyunca üzerine ister kaymak, ister krem şanti, isterseniz de dondurma; doyamayacaksınız vallaha. Yapımına diyecek yok; bildiğiniz kek tarifi gibi çırpıyor ve fırına atıyoruz. Kek sıcak, şerbeti soğuk döküp buzdolabında dinlenmeye bırakıyoruz. Sabredebilirseniz bir gece önceden hazırlayıp dinlendirmenizi öneririm.


Malzemeler:
4 yumurta,
4 yemek kaşığı şeker,
4 yemek kaşığı un,
4 yemek kaşığı irmik,
1 paket kabartma tozu,
1 paket vanilya,

Şerbeti için:
4 su bardağı süt,
1 su bardağı şeker

Üzeri için:
Dr. Oetker kaymak tadında krem şanti,
Süt

Süslemek için:
Parça çikolata ve hindistan cevizi


Yapılışı;
Oda sıcaklığındaki yumurta ve şekeri iyice çırpalım. Vanilya ve irmiği ekledikten sonra tekrar çırpalım. Un ve kabartma tozunu birlikte karıştırıp eleyerek ilave edelim ve karıştıralım. Kaşık ölçümüz dolu dolu olacak mutlaka, katı bir karışım olmayacak. Şerbet için ise sütü ve şekeri bir taşım kaynatalım ve soğumaya alalım. Kek sıcak, şerbeti soğuk olmalı. Bir kepçe yardımıyla her yeri eşit şekilde ıslatmak suretiyle dökelim. Ben küçük bir kare borcamda pişirdim. Pişirme kabımızı yağlayalım. 
Önceden ısıtılmış fırında 170 derecede üzeri kızarana kadar pişirelim.
Afiyet olsun :)

Girit Kabağı Dolması

Toplumsal olaylar fazlasıyla canımızı sıktı. Birileri bu hükümete demokrasinin sadece çoğunluğun isteği anlamına gelmediğini izah etsin lütfen! Hoş, işlerine geldiğini anlayıp öyle yaşamaktır onların felsefesi. Ancak masum gezi parkı direnişçilerine inatla ve hala müdahalede bulunmak; bu neyin nefreti, bu neyin kafası. Konuştukça saçmalayan bu düşünceleri yoz devlet büyüklerine karşı saygımı yitiriyorum ve ruhum kirleniyor...
Bütün bu olan bitenler beni bir hayli üzdü. Bloğuma özlemim dağ gibi, tarifler birikti. Kendimi toparlamam, şöyle bir silkelenmem lazım. Yaz geldi kavururcasına sıcağıyla. Ağustos böceklerinin cır cır sesi, kuşların senfonisi, denizin davetkar masmavi suları ve herşeyden de önemlisi ihmal etmememiz gereken beslenmemiz ve mevsimin yemyeşil sebzeleri. 
Girit kabağı, şirin mi şirin, tombiş, sevimli, kabak gibi kabak :) Kıymalısının da, zeytinyağlısının da hastasıyım. Görüntüsü de mest ediyor :) 
Buyrun tarifim...


 Malzemeler:
8 adet Girit Kabağı,
1 su bardağı pirinç,
1 su bardağı pilavlık bulgur,
4 adet domates,
2 adet soğan,
4 adet taze soğan,
Birer demet maydanoz ve dereotu,
Yarım demet taze nane,
Tuz, karabiber, kırmızı biber, kekik,
1 su bardağı zeytinyağı.

Yapılışı;
Girit kabaklarımızın içini oyup, yıkayıp, tuzlayalım doldurulmak üzere. 
İç harcımız için pirinç ve bulguru temizleyip, yıkayalım ve genişçe bir tepsiye alalım. İçine domates ve soğanı rendeledikten sonra yeşillikleri güzelce yıkayıp, ince ince doğrayalım. Tuz ve baharatları atıp, zeytinyağı ile harmanlayıp, içini oyduğumuz kabaklarımızı dolduralım. Kabakların kafalarını ise kapak olarak kapattıktan sonra ister fırında ister ocakta pişerebilirsiniz.
Tencereye sıraladığımız kabakların üzerine de az zeytinyağı gezdirelim ve bir bardak su ilave ederek kısık ateşte pişmeye bırakalım.


Afiyet olsun :)











Sesini Duyur Türkiye - Gezi Parkı Direnişi

Elinden geleni ardına koyma emi! Bize bu günleri yaşattın ya içimiz param parça... Sana biriktirdiğim avuç dolusu küfür var içimde! Bir eylem için bu kadar cana kıydın ya, bu kadar nefes almanı sağlayan her bir ağacı bir rant için gözünü kırpmadan kestirme emri verdin ya, yatacak yerin yok bilesin. Ama bu kez yapamayacaksın. Alkolü yasakladın ya herkes ayıldı işte!! Facebook, Twitter, Blogger hepsini kapat, yayın yasağı koy istersen; yine de bizi susturamayacaksın. Bu kez başaramayacaksın. Bunu bize sen yaptın, bunu sen istedin ve bunu çoktan hakettin. Bu mu senin ileri demokrasi anlayışın?! Bu mu halkına yaklaşımın?! Biber gazını layık görüyorsun; bizi düşman mı belliyorsun?! Böyle bir hükümet istemiyoruz. Eylemde ciddi kayıplar ve yaralanmalar var. Bunun hesabını vereceksin, vereceksiniz hepiniz. 
Fikri hür, vicdanı hür nesilleri yok edemeyeceksin.


Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine
Nazım Hikmet Ran

"İmza: Karın" kitabı imza gününden...

Geçtiğimiz günlerde çok manidar bir organizasyon vardı İzmir'imde; bir imza günü. Empati kurduğum, kimi zaman yalnızlığımı alan ve farklı farklı üretimleriyle paylaşımlarda bulunduğumuz blog arkadaşlarımdan Çayım taze bloğunun kıymetli yazarı nam-ı diğer Heyyfi'min davetlisi olarak katıldım. Birlikte ve daha çok izleyerek katıldığım imza gününden çok mutlu ayrıldım. Yaş, sınır farketmeksizin tam 128 özel kadının duygularıyla imzalarını attıkları kitabı tek nefeste ve iştahla okudum; doymadım çevirdim bir daha okudum. 
Yaşanmışlıkların, kayıpların ve hayallerin öyküleriyle dolu buram buram aşk kokan bir kitap. Tabi benim için en özeli Heyyfi'min aşk mektubuydu :) Karşılıksız beslediğimiz duyguların, görüştüğümüzde sarılarak anlam bulduğu dakikalardı ve çok keyifliydi canım. Dilerim yazıların ve başarıların daim olur ve dilerim arkadaşlığımız boyutlanır.
Sevgilerimle.....



                               





  Kitap ve STET hakkında:
http://imzakarin.com
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...