Lesmire Meyhane Etkinliği


 

İzmir'in, Tarihi Kemeraltı Çarşısı'nın içerisindeki güzide mekan Lesmire Meyhane, 250 yıllık Kervansaray olan Abacıoğlu Hanı'nın tam ortasında tüm tarihi dokusu ve kokusu eşliğinde arz-ı endam ederek zevkli mutfaklarını sunuyor. Menüleri et ağırlıklı. Eti işleme konusunda oldukça  iddialılar  ve köftelerini zırh, satır ve kaşarlı olarak 3 farklı seçenekte sunuyorlar. İddialı olmakta haklılar sanıyorum. Gerçek manada et yediğinizi hissediyorsunuz. Kuyruk yağı kullandıkları ipuçlarını da yakaladık sohbet esnasında ;)) Görsel olarak sundukları lezzetler bizi çok etkiledi doğrusu. Önce gözümüzü doyurmalı çünkü  her ne yersek yiyelim.
İşletmecisi Zülfikar Bey'in, Mardin'den özel olarak getirttiği Mardin Süryani Şarapları'nı keşfetme şansı bulduğumdan gece benim için çok ayrı bir anlam kazandı. Keşfi seven bir bünyem olduğu için çok şanslıyım sanırım :)) İlk kez deneyimlediğim bu şarabın içimi oldukça yumuşak ve çok keyifli. Mekanın muazzam atmosferi ile ruhunuzu dinlendirip, ufak ufak demlenebilirsiniz. ;) Günün yorgunluğu en iyi böyle atılır bence. Bir de şahane sohbet dostlarınız da varsa size eşlik edecek, bence bu ortamı ve lezzetleri hiç kaçırmayın. 
Bir güzelliği de haftasonları canlı fasıl ile yemek ziyafetinize müzik ziyafeti ekleniyor.

Kışın ise orijinal salep tozundan pişirdikleri salebi içmek için sabırsızlanıyorum. En kısa zamanda kış ziyaretimi de gerçekleştireceğim. Tabii ki önce İzmir'in kalbinin attığı yer olan Kemeraltı'na kısa bir tur  ;)


Organizasyonumuzun mimarı zarif arkadaşım Ege'den Tarifler Müberra'ya sonsuz sevgiler ...


Fotoğraflar herşeyi anlatıyor sanıyorum.


Lesmire, İzmir'in eski adı :))


Rezervasyon için: 0232 4456263


 Adres: Anafartalar Caddesi, No:228, Abacıoğlu Hanı Konak / İzmir



Lesmire Meyhane

 

Patates Mantısı



Patatesin içindeki taze fesleğenin ferahlatan aroması, kıymanın baharatlarla nefis harmanı ve yoğurdun fresh etkisi ile üzerindeki kırmızı biber yakılmış tereyağı birleşince ortaya ciddi manada nefis bir lezzet çıkıyor ;) Anlatması benden, düşünmesi ve merak edip mutfağa girmesi sizden :))  Sevgiler, saygılar ve afiyetler efem şimdiden..
Bu arada tarif Pembe Kekik'im, canım Sibel Abla 'ma ait ;) Kendisine ayrıcalıklı bir sevgiler gönderiyorum bu şahane tarifi arşivime kazandırdığı için. (öpücük ikonu)
Malzemeler:
500 gram patates,
Yarım demet maydanoz,
1 çorba kaşığı zeytinyağı,
Taze çekilmiş karabiber,
Kuru kekik, tuz 

Harcı için:
200 gram kıyma,
1 büyük kuru soğan,
Yarım demet maydanoz,
2 çorba kaşığı zeytinyağı,

Üzeri için:
Yoğurt,
2 diş sarımsak,
Tereyağı,
Pul biber.

Yapılışı;
Zeytinyağını bir tavaya alıp kıymamızı kavurmaya başlayalım. Top top olmaması için ara sıra karıştıralım. Hafif kavrulan kıymaya küçük doğradığımız soğanları ekleyip kavurmaya devam edelim. Tuz ve baharatları da ilave edelim. En son ince kıydığımız maydanozları ekleyip ocaktan alalım harcımızı. Patateslerimizi yıkayıp, soyup ve bir kaç parçaya bölüp haşlanmak üzere tencereye alalım (Not: Eğer püre yapacaksam patatesi soyup haşlıyorum, işimi kolaylaştırıyor ;) )  
Püre haline getirdiğimiz patateslerin içine yağ, baharat ve ince kıyılmış maydanozları ekleyip bir miktar yoğuralım. Patates çanağı yapmak için yumurta büyüklüğünde yuvarlayalım. Çanakların ortasına bastırmak için uygun büyüklükte bir bardak seçelim. Hem ellerimizi hem de bardağın tabanını yağlayalım. Topların ortasına bardakla bastıralım ve çanakların kenarlarını düzeltelim. Tüm çanakları bu şekilde hazırladıktan sonra içlerine kıymalı harçtan bolca koyalım. 
Üzerine sarımsaklı yoğurdu dökelim. Patates mantımız servise hazır.
Afiyet olsun :)

Labne Peynirli, Findi Fümeli ve Taze Fesleğenli Krep



Hastasıyım böyle alengirli isimlerin :D Hele bir de bir şey yatağında veya döşeğinde lezzetler olunca, yeme de yanında yat tam tabiriyle :P Tabii ki asıl olan lezzeti efem. Yoksa ağzınızla kuş da tutsanız, en orijinal cümleler bile  kursanız anlatırken bir tarif için, gerçekten lezzetli değilse, anlatılanlar palavra palavra palavradan öteye geçemez... Güzellik kadar göreceli olmasa da damak tadının da göreceli tarafları var elbet ama hiç bir lezzet denenmeden kötü yorumlanmayı ya da beğenilmemeyi hak etmez; nokta.
Neymiş peki? Önce görüntüsü ağzınızı sulandırmalı ve merak ile birlikte yeme isteği uyandırmalı. Sonrasında lezzeti ve çok alengirli isminin aksine bir o kadar da pratik olması ;)
Hazırlarken sizi çok yormamalı ve değerli zamanınızı almamalı bu güzellikler; her şey düşünüldü sizin için :)) Bir çırpıda pişer ve iç malzemeler eklenip rulo şeklinde sarılır.
Farklı lezzetleri denemeyi seven bünyelere alternatif bir tat, sevgi ile önerilir..
Üzüm kokan sofralara çok yakışıyor. Kırmız şarap ile denendi, çok acayip nefis oluyor ;))

Malzemeler:
1 yumurta,
200 gram un,
300 ml süt,
Tuz
Taze fesleğen (bir avuç)
Labne peyniri (küçük paket)
Hindi füme (1 paket)



Yapılışı;
Tüm malzemeler iyice karıştırılır. Unun topak topak kalmaması için ben shaker'ın içine koyup iyice karıştırıyorum (Bu yöntem de eğer bir shaker'ınız varsa acayip pratik ;))
Yanmaz ve yapışmaz bir tavaya az miktarda -takribi 1 yemek kaşığı- yağ ekleyip tavayı kızdırıyoruz ve tavanın tam ortasına malzemeden yeteri kadar koyup hemen tavanın etrafına gezdiriyoruz krep hamurunu ve tavanın tamamını kaplamasını sağlıyoruz. Bu kadar detaya girmemin sebebi :D ilk defa deneyecek olan mutfak aşıkları için.. ;) Pişerken göz göz olmalı ve tavayı hafif hareket ettirdiğinizde krep hamurunuz hareket ediyor olmalı. Kızarmaya başlayınca alt üst edilmeli. İster havaya atıp krebi tavada çevirebilir (ama ilk kez deniyorsanız tavsiye etmem :P), ister bir spatula yardımıyla çevirebilirsiniz. Bu şekilde ve her krepte tavayı tekrar yağlamak suretiyle krep hamuru bitene kadar pişirme işlemini bitiriyoruz.
Pişen kreplerin içerisine her yerine gelecek şekilde labne peyniri sürüp, ikişer adet hindi füme döşeyerek rulo şeklinde sıkıca sarılır ve iki parmak kalınlığında kesilir. Kürdan takılarak servis edilir. Afiyet olsun ;)

Haşhaşlı Browni Kurabiye

Güzellik bazen göreceli bir kavram değildir bence. Buradaki bahsi geçen güzellik, görseldeki lezzetler tabii ki. Onu güzel kılan da içindeki aşırı dozda endorfin hormonu salgılamamıza sebep; kakao! Kokusu bile mutlu olmamıza yetiyor aslen ama tadına varmanın hazzını yaşayamadıktan sonra, damakta o aromayı hissedemedikten sonra yaşamak ne manaaa... :))
Tadına gelirsek; sizi kışkırtacak kadar iddialı, dışı çıtır çıtır, içi nemli, yumuşak dokulu hassas kurabiye. Tarifin orijinali portakallı. Lakin bünyesi limon müptelası olan ben, tarifi ilk olarak limonlu denedim. Ortaya çıkan sonuca tarafsız bakıyorum; işte bu! Süper.. ;)
Kurabiyenin diğer bir özelliği de lezzet ödüllü olması. Tarif canım arkadaşım Fatoşça Tadlar Fatma Damyan'a ait. 
Birlikte nice şahane paylaşımlara ve organizasyonlara canım..

Malzemeler:
250 gram margarin,
2 yumurta,
1 çay bardağı sıvı yağ,
2 Türk kahvesi fincanı toz şeker,
2 paket kakao 50 gram,
1 kabartma tozu,
1 portakal yada limon kabuğu rendesi,
Aldığı kadar un,

Islatmak için:
1 su bardağı süt,
1 su bardağı şeker,

Mantolamak için haşhaş

Yapılışı;
Oda ısısındaki margarini ve yine oda ısısındaki yumurtaları yoğurma kabına alalım. Üzerine sıvı yağ, toz şeker, kakao ve kabartma tozunu ilave edelim. Unu kaşık kaşık, yavaşça ilave ederek bir yandan yoğurma işlemini yapalım. Hamurumuz oldukça yumuşak kıvamlı ama ele yapışmayacak şekilde olmalı. En son portakal kabuğu rendesini ekledikten sonra yoğurma işlemini tamamlayalım. 
Bir yandan hafif ısıtılmış süte bir bardak şekeri ekleyerek karıştıralım ve şekerin erimesini sağlayalım. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopararak avucumuzda yuvarlayalım ve haşhaşa bulayalım. Yağlı kağıt serili fırın tepsisine aralıklı olarak dizelim. Hamur bitene kadar bu işlemi tamamlayalım. 180 derecede önceden ısıtılmış fırında 15 dakika, kurabiyelerin üzeri çatlayana kadar pişirelim. Kurabiyeleri fırından çıkar çıkmaz hazırladığımız şekerli sütlü karışım içerisine tek tek batıralım ve servis kaselerine yerleştirelim. En son kalan sütü, kurabiyelerin üzerine gezdirip üstünü kapatalım ve sütü çekmesini bekleyelim.
Afiyet olsun :)

Kuru Domates Mezesi

 

Yaz ayı yaklaştıkça, karpuz ve domatesin lezzetine varabilecek olmanın heyecanı da sarıyor beni. Mutfakla yatıp kalkan birinden ne beklenirdi ki zaten :)) Haa, bi' su kuşu olarak da denizi asla es geçemem. En büyük özlemim.. Meditasyon benim için denizde geçirdiğim anlar... Ege'de doğup büyümemizin de bir farkı olsun di mi ;)
Havalar oldukça ısındı. Geçtiğimiz yaz kuruttuğum domatesleri bitirmenin vakti de gelmiş demektir.
Deneyince anlayacaksınız, acayip pratikus bir meze.
Malzeme listesi; bir avuç kurutulmuş domates, sarımsak, ceviz ve kekikten oluşuyor. Kurutulmuş domatesleri maksimum yarım saat kadar suda bekletelim. Fotoğraftaki gibi dilimledikten sonra zeytinyağı ve sarımsak sosu ile karıştırıp, üzerine buram buram kokan dağ kekiği ve ceviz parçaları ile buluşturalım. Üzerine minik küpler halinde kesilmiş sevdiğiniz bir peynir çeşidi ile de denenebilir.. Hepsi bu efem...
Sonrasında da kadehinizdeki her ne ise ona şahane şekilde eşlik edecek, sevdiceğiniz karşınızda ;)


Afiyet olsun :)

Alin's Cafe & Restaurant Tadım Etkinliği

Alin's, 10 yıldır İzmir'de elit duruşu, araştırmacı ve sürekli kendini güncelleyen mutfağı ile stilini şahane şekilde ortaya koyan bir imaj sergiliyor. İzmir'in en popüler mekanları arasında diyebilir miyiz? Kesinlikle! 8 şubesi ile bunu kanıtlar nitelikte.

 

Geçtiğimiz günlerde yine bir "altın kızlar" Selcen ve Sevilay organizasyonu tadım etkinliğinde birlikteydik. Alins'in en büyük yüz ölçümüne sahip, 1200 metrekarelik ve 400 kişi kapasitelik Bornova Şubesi 'ne davetliydik. İşletme ortaklarından Murat Bey, marka ve sosyal medya danışmanları Özgür Bey'in samimi karşılamaları, ilgi ve alakaları son derece zarifti. Bize markanın geçmişten günümüze akışını, gelişimini ve nasıl olgunlaştığını, mutfaktaki titizliklerini, menülerindeki ürünlerinin pişirilme tekniklerini anlattılar ve biz de zevkle dinledik. Çok çok teşekkürler...


Benim seçimim, menüye yeni ekledikleri lezzet Kinoa Yatağında Izgara Somon, yanında mevsim yeşillikleri ve soslanmış elma dilim patates ile servis edildi. Kinoa ve somonun uyumu fevkalade idi. Son derece sağlıklı ve omega içeriği yönünden oldukça güçlü bir tabak ;)

 

O çok zevkli barından bir kare. Kışın gece 01:00'e kadar açık ama yazın bu saat 03:00 'leri buluyormuş. Zamanla sorunu olmayanlara harikulade bir haber :)) Şehir içinde, büyük çoğunluğu ağaçlarla çevrili, nefes alan bahçesinde sevdiklerinizle ve keyifle. Müthiş ambiyans ;)
Mekandaki diğer güzellik ise orijinal yapısı bozulmadan dekore edilmiş tarihi köşk ve içindeki yıllanmış hala aktif olarak kullanılabilen şömine (hastasıyım şömine ruhunun). Barın zengin içeriği ile şömine ve şarap ritüelini de keyifle gerçekleştirebilirsiniz..

 

Bornova Alin's her türlü organizasyona ev sahipliği yapmaya müsait ve hazır ;)
Tiramisu, Çikolatalı Sufle ve Dondurmalı Pancake.
Son olarak resimdeki tatlılarının da tadına varıp, beğenilerimizi ve eleştirilerimizi dile getirdikten sonra, bol fotoğraf şöleni ile geceyi noktaladık.

LokumPilavı ve ElEmeğiGözNuru Kızlar her şey için çok teşekkürler...

 

Taze Biberiye ve Hardal Soslu Patates

 

Merhabalar,

Geçtiğimiz hafta sonu Alaçatı Ot Festivali'nden aldığım taze biberiyeleri ilk aklıma gelen şekliyle değerlendirmek istedim. Fena da olmadı hani ;). Görselliğini koruması için ben bütün bütün eklesem de size önerim biberiyeleri ince ince kıyıp salatanıza eklemeniz ;). Baskın aromalı bir lezzet. Ayrıca taze biberiyem yok diye de dövünmeyin sakın, çıkarın malzeme listesinden olsun bitsin.. Lezzeti sosunda saklı bu güzelliğin.
Salatanın sosuna gelince; içindeki, kırk yıl yemesem aramam dediğim hardalın, alameti farikasına ve salatanın lezzetini nasıl Everest'e çıkardığına inanamayacaksınız.. :) Neymiş(!), arada bir şans vermek gerekirmiş unuttuğumuz ya da ikinci plana attığımız tatlara...

 

Malzemeler:
4 adet patates,
2 yemek kaşığı hardal,
2 yemek kaşığı mayonez,
2 yemek kaşığı zeytinyağı,
1 limon suyu,
3 dal taze soğan, dereotu ve taze biberiye,
Tuz, karabiber.

Yapılışı;
Patatesleri haşlayıp, küp küp doğrayalım. Genişçe bir kasede önce sıvı sos malzemelerini, ardından tuz ve karabiber ilavesi ile karıştıralım. İçerisine ince doğranmış taze soğan, yarım demet doğranmış dereotu ve az miktarda taze biberiye ekleyelim ve son aşamada küp doğradığımız patatesleri ekleyip, çok hırpalamadan nazikçe karıştırıp, servis kasesine alalım.
Afiyet olsun :)


Narlı Kısır

Ülke olarak fazlasıyla sıkıntılı günlerden geçiyoruz. İnsanlığımızı sorguladığımız, travmaya sürüklendiğimiz ağır günler..
Öyle zor ki, hiç bir şey olmamış gibi yaşamaya devam etmek. Bugün de teröre kurban gitmediğini, o bombalardan birinin beyninde patlamadığına duacı olduğunu ya da kendini şanslı hissettiğini düşünmek öyle zor ki... Zor kelimesi bile hiç bu kadar yetersiz kalmamıştır.
"Nasıl öfkelenmem düşündükçe memleketimi? Çırpınıyor ayakları altında bir avuç hergelenin.." (Nazım Hikmet Ran!)
Biz de yemeğe vurduk ve moralimizi toparlamaya çalışıyoruz.. Narlı kısır da bugün payımıza düşen mutlu olabilmek için. Türk mutfağının her yörede farklı hazırlanan ender lezzetlerindendir. Bu da senfoni usulü efem, tapılası bir salata. Nar ekşisi, marul veya asma yaprağı ile birleşince lezzetten uçurabilecek dozda..  Diyet yapanlar size de öneriyorum. Yağını kısın, ölçüyü kısın ve öyle deneyin. Sağlıklı ve dengeli beslenmenin muhteşem örneğini veren hunharca yediğim enfes tat :P
Fotoğrafta gördüğünüz Şarap Aromalı Tuzlu Çeşni'nin ise lezzete katkısı büyük, benden söylemesi ;)) (ChefSeasons)


Malzemeler:
2 su bardağı ince bulgur,
2 dal taze soğan,
2 yemek kaşığı biber salçası,
2 yemek kaşığı domates salçası,
1 küçük çay bardağı zeytinyağı, 
1 adet kuru soğan,
1 büyük nar,
Yarım bağ maydanoz,
Yarım bağ dereotu,
Az taze nane,
Karabiber, kırmızı biber, tuz,
Nar ekşisi.


Yapılışı:
2 su bardağı bulgurun üzerine 2 su bardağı kaynamış su dökerek, üzerini kapatıp bulguru dinlenmeye bırakıyoruz. Küçük bir tavada küp küp doğradığımız soğanları zeytinyağı ile birlikte kavuruyoruz.
Kavrulan soğanların üzerine salçaları ilave edip, eritiyoruz. Suyunu çeken ve kabaran bulgurumuza soğanlı, salçalı karışımı döküp ister eliniz ile, isterseniz de kaşık yardımı ile bulguru salçayla bütünleştiriyoruz. Tuz, baharat ve iyice yıkayıp, küçük doğradığımız yeşillikleri de bulgura ilave edip güzelce karıştırıyoruz. Son olarak ayıkladığımız narları ilave edip, servis ediyoruz. Servis esnasında üzerine nar ekşisi yada limon tercih sizin ekliyoruz.
Afiyet olsun :)

Gaziemir Optimum Alışveriş Merkezi, Kadınlar Günü Yemeği

 

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü' nde Optimum Alışveriş Merkezi'nin, böylesine zarif bir düşünce ile biz bloggerları yemek organizasyonuna davet etmesi gerçekten büyük incelik. Kadınlara verdikleri değere şapka çıkartır, örnek olmalarını temenni ederim... Zira ülkemizdeki kadın algısı ve kadına yönelik fiziksel ve psikolojik şiddetin giderek tırmanıyor oluşu, yaşama sevincimi ve umudumu benden alıyor.. Bildiğiniz üzere mevzu derin ama bununla canınızı sıkmaya niyetim yok.  Kadınların, insanların ve herşeyden öte canlıların kıymetinin farkında olarak yaşayan bireylerin artması ümidiyle...

 

Lokum Pilavı bloğu yazarı Sevilay Uçak ve El Emeği Göz Nuru bloğu yazarı Selcen Şenocak'a bu değerli organizasyona aracılık ettikleri ve davetleri için çok teşekkür ediyorum. Güzel işleriniz daim olur dilerim güzel kadınlar <3
Kokulu taş üstadımız Sihirli Ellerin Dünyası bloğunun yazarı Hülya Ablacım, hediyen için tekrar teşekkürler. Dolabımın içini şahane yasemin kokusu sardı sayende ;))  


Yemeğimiz, Optimum' umun güzide mekanlarından Bisquitte' te oldu. Karanfiller ile süslenmiş özenli bir masa ve Optimum'un Pazarlama ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Damla Hanım karşıladı bizi.  Menüleri zengin çeşitli ve keyifliydi. Tatlımızdan, kahvemize kadar eksik etmediler gerçekten. Çok teşekkürler ilgi ve alakanız için.

 

Yemeğimizin akabinde bizi Optimum Genel Müdür Yardımcısı Erman Bey ziyaret etti ve AVM olarak 2016 hedeflerini ve bloggerlar ile etkinlik düşüncelerini, planlarını paylaştılar. Tekrar görüşebilmek dileğiyle, ayırdığınız zaman ve taktim ettiğiniz hediyeler için teşekkürlerimi sunuyorum.
Sevgiler...

Yufka Çanağında Ispanak

Bazı tarifler sizi hiç yormaz, bir çırpıda hazırlanır ve lezzeti de şaşırtır. Hastasıyım böyle güzelliklerin.. Yemesi de çok zevkli; üstü çıtır çıtır kızarmış yufka, altı ise iç malzemesi sayesinde nemlenmiş yumuşaklıkta. Yerken iç malzemesindeki peynirli ıspanağı damağınızın her yerinde hissediyorsunuz. Yufka kısmı sizi hiç yormuyor ve midenizi gereksiz yere şişirmiyor ;) Görüntü ise bir börek için oldukça fiyakalı..
Denemeniz  için bütün olasılıklar düşünüldü gördüğünüz üzere! Kalori hesabı  hariç tabii ki.. :)
Kaloriyi de hiç sormayın zaten, işim olmaz. Diyet mutsuz insanların işi der, çıkarım işin içinden...
Yiyelim, güzelleşelim :))


Malzemeler:
2 yufka,
Yarım çay bardağı sıvı yağ,
Yarım çay bardağı yoğurt,

İç malzemesi:
250 gram ıspanak,
1 yumurta,
Beyaz peynir yada lor peyniri.
Tuz


Yapılışı;
Yufkanın birini serelim. Üzerine ayrı bir yerde karıştırdığımız sıvı yağlı, yoğurtlu karışımı sürelim. Üzerine de diğer yufkayı serip, bir kase ya da tabak yardımı ile keselim. Silikon muffin kalıplarına ya da ısıya dayanıklı küçük kaselere yerleştirelim. Yıkayıp, küçük doğradığımız ve akabinde bir miktar tuz ile ovduğumuz ıspanaklara peyniri ve 1 yumurtayı kırarak karıştırdığımız iç malzemesini yufkalara eşit şekilde dağıtalım. 180 derecede ısıtılmış fırında kızarana kadar pişirelim.
Afiyet olsun :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...