Labne Peynirli, Findi Fümeli ve Taze Fesleğenli Krep



Hastasıyım böyle alengirli isimlerin :D Hele bir de bir şey yatağında veya döşeğinde lezzetler olunca, yeme de yanında yat tam tabiriyle :P Tabii ki asıl olan lezzeti efem. Yoksa ağzınızla kuş da tutsanız, en orijinal cümleler bile  kursanız anlatırken bir tarif için, gerçekten lezzetli değilse, anlatılanlar palavra palavra palavradan öteye geçemez... Güzellik kadar göreceli olmasa da damak tadının da göreceli tarafları var elbet ama hiç bir lezzet denenmeden kötü yorumlanmayı ya da beğenilmemeyi hak etmez; nokta.
Neymiş peki? Önce görüntüsü ağzınızı sulandırmalı ve merak ile birlikte yeme isteği uyandırmalı. Sonrasında lezzeti ve çok alengirli isminin aksine bir o kadar da pratik olması ;)
Hazırlarken sizi çok yormamalı ve değerli zamanınızı almamalı bu güzellikler; her şey düşünüldü sizin için :)) Bir çırpıda pişer ve iç malzemeler eklenip rulo şeklinde sarılır.
Farklı lezzetleri denemeyi seven bünyelere alternatif bir tat, sevgi ile önerilir..
Üzüm kokan sofralara çok yakışıyor. Kırmız şarap ile denendi, çok acayip nefis oluyor ;))

Malzemeler:
1 yumurta,
200 gram un,
300 ml süt,
Tuz
Taze fesleğen (bir avuç)
Labne peyniri (küçük paket)
Hindi füme (1 paket)



Yapılışı;
Tüm malzemeler iyice karıştırılır. Unun topak topak kalmaması için ben shaker'ın içine koyup iyice karıştırıyorum (Bu yöntem de eğer bir shaker'ınız varsa acayip pratik ;))
Yanmaz ve yapışmaz bir tavaya az miktarda -takribi 1 yemek kaşığı- yağ ekleyip tavayı kızdırıyoruz ve tavanın tam ortasına malzemeden yeteri kadar koyup hemen tavanın etrafına gezdiriyoruz krep hamurunu ve tavanın tamamını kaplamasını sağlıyoruz. Bu kadar detaya girmemin sebebi :D ilk defa deneyecek olan mutfak aşıkları için.. ;) Pişerken göz göz olmalı ve tavayı hafif hareket ettirdiğinizde krep hamurunuz hareket ediyor olmalı. Kızarmaya başlayınca alt üst edilmeli. İster havaya atıp krebi tavada çevirebilir (ama ilk kez deniyorsanız tavsiye etmem :P), ister bir spatula yardımıyla çevirebilirsiniz. Bu şekilde ve her krepte tavayı tekrar yağlamak suretiyle krep hamuru bitene kadar pişirme işlemini bitiriyoruz.
Pişen kreplerin içerisine her yerine gelecek şekilde labne peyniri sürüp, ikişer adet hindi füme döşeyerek rulo şeklinde sıkıca sarılır ve iki parmak kalınlığında kesilir. Kürdan takılarak servis edilir. Afiyet olsun ;)

Haşhaşlı Browni Kurabiye

Güzellik bazen göreceli bir kavram değildir bence. Buradaki bahsi geçen güzellik, görseldeki lezzetler tabii ki. Onu güzel kılan da içindeki aşırı dozda endorfin hormonu salgılamamıza sebep; kakao! Kokusu bile mutlu olmamıza yetiyor aslen ama tadına varmanın hazzını yaşayamadıktan sonra, damakta o aromayı hissedemedikten sonra yaşamak ne manaaa... :))
Tadına gelirsek; sizi kışkırtacak kadar iddialı, dışı çıtır çıtır, içi nemli, yumuşak dokulu hassas kurabiye. Tarifin orijinali portakallı. Lakin bünyesi limon müptelası olan ben, tarifi ilk olarak limonlu denedim. Ortaya çıkan sonuca tarafsız bakıyorum; işte bu! Süper.. ;)
Kurabiyenin diğer bir özelliği de lezzet ödüllü olması. Tarif canım arkadaşım Fatoşça Tadlar Fatma Damyan'a ait. 
Birlikte nice şahane paylaşımlara ve organizasyonlara canım..

Malzemeler:
250 gram margarin,
2 yumurta,
1 çay bardağı sıvı yağ,
2 Türk kahvesi fincanı toz şeker,
2 paket kakao 50 gram,
1 kabartma tozu,
1 portakal yada limon kabuğu rendesi,
Aldığı kadar un,

Islatmak için:
1 su bardağı süt,
1 su bardağı şeker,

Mantolamak için haşhaş

Yapılışı;
Oda ısısındaki margarini ve yine oda ısısındaki yumurtaları yoğurma kabına alalım. Üzerine sıvı yağ, toz şeker, kakao ve kabartma tozunu ilave edelim. Unu kaşık kaşık, yavaşça ilave ederek bir yandan yoğurma işlemini yapalım. Hamurumuz oldukça yumuşak kıvamlı ama ele yapışmayacak şekilde olmalı. En son portakal kabuğu rendesini ekledikten sonra yoğurma işlemini tamamlayalım. 
Bir yandan hafif ısıtılmış süte bir bardak şekeri ekleyerek karıştıralım ve şekerin erimesini sağlayalım. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar kopararak avucumuzda yuvarlayalım ve haşhaşa bulayalım. Yağlı kağıt serili fırın tepsisine aralıklı olarak dizelim. Hamur bitene kadar bu işlemi tamamlayalım. 180 derecede önceden ısıtılmış fırında 15 dakika, kurabiyelerin üzeri çatlayana kadar pişirelim. Kurabiyeleri fırından çıkar çıkmaz hazırladığımız şekerli sütlü karışım içerisine tek tek batıralım ve servis kaselerine yerleştirelim. En son kalan sütü, kurabiyelerin üzerine gezdirip üstünü kapatalım ve sütü çekmesini bekleyelim.
Afiyet olsun :)

Kuru Domates Mezesi

 

Yaz ayı yaklaştıkça, karpuz ve domatesin lezzetine varabilecek olmanın heyecanı da sarıyor beni. Mutfakla yatıp kalkan birinden ne beklenirdi ki zaten :)) Haa, bi' su kuşu olarak da denizi asla es geçemem. En büyük özlemim.. Meditasyon benim için denizde geçirdiğim anlar... Ege'de doğup büyümemizin de bir farkı olsun di mi ;)
Havalar oldukça ısındı. Geçtiğimiz yaz kuruttuğum domatesleri bitirmenin vakti de gelmiş demektir.
Deneyince anlayacaksınız, acayip pratikus bir meze.
Malzeme listesi; bir avuç kurutulmuş domates, sarımsak, ceviz ve kekikten oluşuyor. Kurutulmuş domatesleri maksimum yarım saat kadar suda bekletelim. Fotoğraftaki gibi dilimledikten sonra zeytinyağı ve sarımsak sosu ile karıştırıp, üzerine buram buram kokan dağ kekiği ve ceviz parçaları ile buluşturalım. Üzerine minik küpler halinde kesilmiş sevdiğiniz bir peynir çeşidi ile de denenebilir.. Hepsi bu efem...
Sonrasında da kadehinizdeki her ne ise ona şahane şekilde eşlik edecek, sevdiceğiniz karşınızda ;)


Afiyet olsun :)

Alin's Cafe & Restaurant Tadım Etkinliği

Alin's, 10 yıldır İzmir'de elit duruşu, araştırmacı ve sürekli kendini güncelleyen mutfağı ile stilini şahane şekilde ortaya koyan bir imaj sergiliyor. İzmir'in en popüler mekanları arasında diyebilir miyiz? Kesinlikle! 8 şubesi ile bunu kanıtlar nitelikte.

 

Geçtiğimiz günlerde yine bir "altın kızlar" Selcen ve Sevilay organizasyonu tadım etkinliğinde birlikteydik. Alins'in en büyük yüz ölçümüne sahip, 1200 metrekarelik ve 400 kişi kapasitelik Bornova Şubesi 'ne davetliydik. İşletme ortaklarından Murat Bey, marka ve sosyal medya danışmanları Özgür Bey'in samimi karşılamaları, ilgi ve alakaları son derece zarifti. Bize markanın geçmişten günümüze akışını, gelişimini ve nasıl olgunlaştığını, mutfaktaki titizliklerini, menülerindeki ürünlerinin pişirilme tekniklerini anlattılar ve biz de zevkle dinledik. Çok çok teşekkürler...


Benim seçimim, menüye yeni ekledikleri lezzet Kinoa Yatağında Izgara Somon, yanında mevsim yeşillikleri ve soslanmış elma dilim patates ile servis edildi. Kinoa ve somonun uyumu fevkalade idi. Son derece sağlıklı ve omega içeriği yönünden oldukça güçlü bir tabak ;)

 

O çok zevkli barından bir kare. Kışın gece 01:00'e kadar açık ama yazın bu saat 03:00 'leri buluyormuş. Zamanla sorunu olmayanlara harikulade bir haber :)) Şehir içinde, büyük çoğunluğu ağaçlarla çevrili, nefes alan bahçesinde sevdiklerinizle ve keyifle. Müthiş ambiyans ;)
Mekandaki diğer güzellik ise orijinal yapısı bozulmadan dekore edilmiş tarihi köşk ve içindeki yıllanmış hala aktif olarak kullanılabilen şömine (hastasıyım şömine ruhunun). Barın zengin içeriği ile şömine ve şarap ritüelini de keyifle gerçekleştirebilirsiniz..

 

Bornova Alin's her türlü organizasyona ev sahipliği yapmaya müsait ve hazır ;)
Tiramisu, Çikolatalı Sufle ve Dondurmalı Pancake.
Son olarak resimdeki tatlılarının da tadına varıp, beğenilerimizi ve eleştirilerimizi dile getirdikten sonra, bol fotoğraf şöleni ile geceyi noktaladık.

LokumPilavı ve ElEmeğiGözNuru Kızlar her şey için çok teşekkürler...

 

Taze Biberiye ve Hardal Soslu Patates

 

Merhabalar,

Geçtiğimiz hafta sonu Alaçatı Ot Festivali'nden aldığım taze biberiyeleri ilk aklıma gelen şekliyle değerlendirmek istedim. Fena da olmadı hani ;). Görselliğini koruması için ben bütün bütün eklesem de size önerim biberiyeleri ince ince kıyıp salatanıza eklemeniz ;). Baskın aromalı bir lezzet. Ayrıca taze biberiyem yok diye de dövünmeyin sakın, çıkarın malzeme listesinden olsun bitsin.. Lezzeti sosunda saklı bu güzelliğin.
Salatanın sosuna gelince; içindeki, kırk yıl yemesem aramam dediğim hardalın, alameti farikasına ve salatanın lezzetini nasıl Everest'e çıkardığına inanamayacaksınız.. :) Neymiş(!), arada bir şans vermek gerekirmiş unuttuğumuz ya da ikinci plana attığımız tatlara...

 

Malzemeler:
4 adet patates,
2 yemek kaşığı hardal,
2 yemek kaşığı mayonez,
2 yemek kaşığı zeytinyağı,
1 limon suyu,
3 dal taze soğan, dereotu ve taze biberiye,
Tuz, karabiber.

Yapılışı;
Patatesleri haşlayıp, küp küp doğrayalım. Genişçe bir kasede önce sıvı sos malzemelerini, ardından tuz ve karabiber ilavesi ile karıştıralım. İçerisine ince doğranmış taze soğan, yarım demet doğranmış dereotu ve az miktarda taze biberiye ekleyelim ve son aşamada küp doğradığımız patatesleri ekleyip, çok hırpalamadan nazikçe karıştırıp, servis kasesine alalım.
Afiyet olsun :)


Narlı Kısır

Ülke olarak fazlasıyla sıkıntılı günlerden geçiyoruz. İnsanlığımızı sorguladığımız, travmaya sürüklendiğimiz ağır günler..
Öyle zor ki, hiç bir şey olmamış gibi yaşamaya devam etmek. Bugün de teröre kurban gitmediğini, o bombalardan birinin beyninde patlamadığına duacı olduğunu ya da kendini şanslı hissettiğini düşünmek öyle zor ki... Zor kelimesi bile hiç bu kadar yetersiz kalmamıştır.
"Nasıl öfkelenmem düşündükçe memleketimi? Çırpınıyor ayakları altında bir avuç hergelenin.." (Nazım Hikmet Ran!)
Biz de yemeğe vurduk ve moralimizi toparlamaya çalışıyoruz.. Narlı kısır da bugün payımıza düşen mutlu olabilmek için. Türk mutfağının her yörede farklı hazırlanan ender lezzetlerindendir. Bu da senfoni usulü efem, tapılası bir salata. Nar ekşisi, marul veya asma yaprağı ile birleşince lezzetten uçurabilecek dozda..  Diyet yapanlar size de öneriyorum. Yağını kısın, ölçüyü kısın ve öyle deneyin. Sağlıklı ve dengeli beslenmenin muhteşem örneğini veren hunharca yediğim enfes tat :P
Fotoğrafta gördüğünüz Şarap Aromalı Tuzlu Çeşni'nin ise lezzete katkısı büyük, benden söylemesi ;)) (ChefSeasons)


Malzemeler:
2 su bardağı ince bulgur,
2 dal taze soğan,
2 yemek kaşığı biber salçası,
2 yemek kaşığı domates salçası,
1 küçük çay bardağı zeytinyağı, 
1 adet kuru soğan,
1 büyük nar,
Yarım bağ maydanoz,
Yarım bağ dereotu,
Az taze nane,
Karabiber, kırmızı biber, tuz,
Nar ekşisi.


Yapılışı:
2 su bardağı bulgurun üzerine 2 su bardağı kaynamış su dökerek, üzerini kapatıp bulguru dinlenmeye bırakıyoruz. Küçük bir tavada küp küp doğradığımız soğanları zeytinyağı ile birlikte kavuruyoruz.
Kavrulan soğanların üzerine salçaları ilave edip, eritiyoruz. Suyunu çeken ve kabaran bulgurumuza soğanlı, salçalı karışımı döküp ister eliniz ile, isterseniz de kaşık yardımı ile bulguru salçayla bütünleştiriyoruz. Tuz, baharat ve iyice yıkayıp, küçük doğradığımız yeşillikleri de bulgura ilave edip güzelce karıştırıyoruz. Son olarak ayıkladığımız narları ilave edip, servis ediyoruz. Servis esnasında üzerine nar ekşisi yada limon tercih sizin ekliyoruz.
Afiyet olsun :)

Gaziemir Optimum Alışveriş Merkezi, Kadınlar Günü Yemeği

 

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü' nde Optimum Alışveriş Merkezi'nin, böylesine zarif bir düşünce ile biz bloggerları yemek organizasyonuna davet etmesi gerçekten büyük incelik. Kadınlara verdikleri değere şapka çıkartır, örnek olmalarını temenni ederim... Zira ülkemizdeki kadın algısı ve kadına yönelik fiziksel ve psikolojik şiddetin giderek tırmanıyor oluşu, yaşama sevincimi ve umudumu benden alıyor.. Bildiğiniz üzere mevzu derin ama bununla canınızı sıkmaya niyetim yok.  Kadınların, insanların ve herşeyden öte canlıların kıymetinin farkında olarak yaşayan bireylerin artması ümidiyle...

 

Lokum Pilavı bloğu yazarı Sevilay Uçak ve El Emeği Göz Nuru bloğu yazarı Selcen Şenocak'a bu değerli organizasyona aracılık ettikleri ve davetleri için çok teşekkür ediyorum. Güzel işleriniz daim olur dilerim güzel kadınlar <3
Kokulu taş üstadımız Sihirli Ellerin Dünyası bloğunun yazarı Hülya Ablacım, hediyen için tekrar teşekkürler. Dolabımın içini şahane yasemin kokusu sardı sayende ;))  


Yemeğimiz, Optimum' umun güzide mekanlarından Bisquitte' te oldu. Karanfiller ile süslenmiş özenli bir masa ve Optimum'un Pazarlama ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Damla Hanım karşıladı bizi.  Menüleri zengin çeşitli ve keyifliydi. Tatlımızdan, kahvemize kadar eksik etmediler gerçekten. Çok teşekkürler ilgi ve alakanız için.

 

Yemeğimizin akabinde bizi Optimum Genel Müdür Yardımcısı Erman Bey ziyaret etti ve AVM olarak 2016 hedeflerini ve bloggerlar ile etkinlik düşüncelerini, planlarını paylaştılar. Tekrar görüşebilmek dileğiyle, ayırdığınız zaman ve taktim ettiğiniz hediyeler için teşekkürlerimi sunuyorum.
Sevgiler...

Yufka Çanağında Ispanak

Bazı tarifler sizi hiç yormaz, bir çırpıda hazırlanır ve lezzeti de şaşırtır. Hastasıyım böyle güzelliklerin.. Yemesi de çok zevkli; üstü çıtır çıtır kızarmış yufka, altı ise iç malzemesi sayesinde nemlenmiş yumuşaklıkta. Yerken iç malzemesindeki peynirli ıspanağı damağınızın her yerinde hissediyorsunuz. Yufka kısmı sizi hiç yormuyor ve midenizi gereksiz yere şişirmiyor ;) Görüntü ise bir börek için oldukça fiyakalı..
Denemeniz  için bütün olasılıklar düşünüldü gördüğünüz üzere! Kalori hesabı  hariç tabii ki.. :)
Kaloriyi de hiç sormayın zaten, işim olmaz. Diyet mutsuz insanların işi der, çıkarım işin içinden...
Yiyelim, güzelleşelim :))


Malzemeler:
2 yufka,
Yarım çay bardağı sıvı yağ,
Yarım çay bardağı yoğurt,

İç malzemesi:
250 gram ıspanak,
1 yumurta,
Beyaz peynir yada lor peyniri.
Tuz


Yapılışı;
Yufkanın birini serelim. Üzerine ayrı bir yerde karıştırdığımız sıvı yağlı, yoğurtlu karışımı sürelim. Üzerine de diğer yufkayı serip, bir kase ya da tabak yardımı ile keselim. Silikon muffin kalıplarına ya da ısıya dayanıklı küçük kaselere yerleştirelim. Yıkayıp, küçük doğradığımız ve akabinde bir miktar tuz ile ovduğumuz ıspanaklara peyniri ve 1 yumurtayı kırarak karıştırdığımız iç malzemesini yufkalara eşit şekilde dağıtalım. 180 derecede ısıtılmış fırında kızarana kadar pişirelim.
Afiyet olsun :)

Sevilen Şarapçılık & İsabey Bağevi

 

Dumanı üstünde grubumuz #doyadoyageziyoruz ekibi olarak biz, geçtiğimiz günlerde tek kelime ile muhteşem bir pazar gününe şahitlik ettik. Bu organizasyon için baktıkça içimizi açan güzeller güzeli  sevgili Esin'e teşekkür ederek başlamanın en doğru olacağı kanaatindeyim. :)) Fabrika ziyareti ile üretimin hemen hemen her aşamasını bize olağanca sabrı ve naif kişiliği ile engin bilgi birikimini ilk ağızdan paylaşan 3. kuşak sahiplerinden sevgili Murat Güner tarafından dinlemek ve yaşamak benim için ayrı bir şerefti.
1960 yılından beri kendi üzümünü üretmesiyle fark yaratan şarap firması Sevilen Magnesia Fabrikası, son teknoloji ekipmanlarıyla, etkileyici derecede hijyenik koşullarda oldukça büyük bir alana kurulmuş. Kırmızı ve Beyaz şarapların Fransız meşe fıçılarında günler ve hatta aylarca fermante olmak üzere dinlenmesi için ayrılmış ışık görmeyen büyüleyici mahzenleri, güney izmir bağ rotası olarak ziyaret edebileceğiniz muazzam bir durak.


Aydın yolu üzerindeki Ortaklar'da bulunan fabrika ziyaretinin akabinde Menderes'te bulunan restauranta doğru yol alıyoruz bağ ziyareti ve tadım için.


Bağın tam ortasında, doğa içinde ahşap ağırlıklı dekoru ile şömineli  muazzam bir restaurant karşıladı bizi. Tabii ki daha önemlisi son derece ilgili ve güler yüzle hizmet veren çalışanları.
Şarapları tadarken üzüm çeşitleri, aldığımız aromalar, üzümün yetiştirilme şekli, hava ve toprak koşulları gibi her konuda bilgilendiğimiz şahane donanımlı bir geziydi. Üzüm ile yoğrulmuş bir hayat onlarınkisi, hayran olmamak elde değil doğrusu. Murat Bey 'e değerli zamanını bizimle paylaştığı için en derinden teşekkürlerimi iletiyorum tekrar tekrar...

 

Kırmızı şaraba olan ilgimi tanıyanlar bilir ;) favorim "900 Cabarnet Sauvignon ve 900 Fume Blanc". Fransız meşe fıçılarının tadı şarabın hücrelerine kadar işlediğini hissediyorsunuz, olağanüstü....
Merlot, Shardonnay, Late Harvest, Kalecik Karası, Sauvignon Blanc, Centum Syrah, Carignan, Bordeaux Blend denediğimiz diğer nev-i şahsına münhasır lezzetlerdi.

  

Şarabın en iyi eşlikçisi farklı çeşitlemelerden oluşan peynir tabağıdır. İşin üstadı olunca bittabi peynirlerinin de lezzetine değinmeden geçmek haksızlık olur. Ekip olarak çok etkilendiğimiz doğrudur peynirlerin nefasetinden, damakta bıraktığı o inanılmaz tadlardan...

 

Restaurantın mutfağı da çok başarılıydı. Başlangıç olarak dana carpaccio ve peynir ile görsel şölene çevrilmiş bir tabak, ardından yine lezzet patlaması bir ara sıcak beyaz kuşkonmaz ile servis edilen güveçte peynirli tortellini. Ana yemeğimiz ise  kıvamında, suyunu kaybetmeden ve pembeliğini koruyarak pişirilmiş biftek, yanında da olmazsa olmaz kırmızım ;) ve final tatlı.
Menüleri oldukça zengin. Şehirden uzak, ruhunuzu dinlendirecek fevkalade bir atmosfere sahip İsabey Bağları'nı hala ziyaret etmediyseniz, aşkla öneriyorum. Çok zevk alacaksınız.

Neymiş; Şarap Mahzende, Aşk Kalplerde Yıllanır.
Hep aşkla geçsin ömrünüz!!!





İsabey Bağevi
Gölcükler Köyü, İstasyon Mahallesi, Menderes / İzmir
Rezervasyon için: 0232 7822794

Açma

Ekmek tüketim oranlarını düşününce, karbonhidrat ağırlıklı beslenmeyi seven bi' toplumuz diyebiliyorum çok net :))) .. O derece ki pilav ve makarna ile ekmek yiyen insanlar gördüm ben şu hayatta. Akdeniz mutfağı ile doğmuş, büyümüş ve yaşayan biri olarak şaşkınlığımı gizleyemiyorum doğrusu. Ama seviyoruz işte beyazları ne yapalım yani. Hem kim demiş karbonhidrat zararlı diye?! Haa Karatay 'dan bahsediyorsanız, "onu yerseniz ölürsünüz, bunu yerseniz ölürsünüz" gibi son derece yüksek bilimsel değeri olan açıklamalarda bulunan sevgili hocam; hangi besin, stresin kalbe verdiği zararı verebilir ki(?!) Yapmayın yaws. Tabiiki abartmamak koşulu ile, resimdeki açmaya itina ile yumuluyoruz. Yanında sıcacık çayla. Tercihim, en sevdiğim zeytinlisinden yana. Ya da kaşarlı ve sade, nasıl seviyorsanız. Buyrun tarif; ister seyredin, ister cesaretinizi toplayıp ve zaman ayırıp mutfaga girin. Yeter ki onursuz olmasın aşk ;))


 Malzemeler:
1 paket yaş ya da kuru maya,
1 yumurta,
1 su bardağı sıvıyağ,
1 su bardağı ılık süt,
1 su bardağı ılık su,
1 çorba kaşığı tuz,
4 çorba kaşığı şeker,
6 su bardağı un.

Üzeri için;
Yumurta sarısı, susam, çörekotu veya ayçekirdeği içi


Yapılışı:
Genişçe bir kasede mayayı ılık süt ve şeker ile birlikte erimesi için bekletelim. Elimizle hafif dokunuşlarla malzemeleri birbirine karıştıralım. Diğer malzemeleri de sırasıyla ilave ettikten sonra en son unu kontrollu ve yavaşça ekleyerek yoğurmaya başlayalım. Yoğurma işlemi bu kez bir miktar daha uzun çünkü açma hamuru yoğuruldukça güzelleşen bir hamur olduğunu dikkate alalım. Yumuşak ve zevkle yoğuracağınız bir hamur olacak. Hamuru yoğurduktan sonra üzerini streç film ya da poşetle güzelce kapatalım ve en az iki kat hacimlenip kabarması için en az 1 saat bekletelim.
Kabaran ve mayalanan hamurumuzdan parçalar koparıp elimizle uzatalım, buralım ve iki ucunu birleştirip yağlı kağıt serili fırın tepsisine yerleştirelim. Üzerine yumurta sarısı sürüp 50 derece ayarladığımız fırında 1 saate yakın mayalanmaya bırakalım. Puf puf kabaran açmalarımızın fırın derecesini 190 'a ayarlayıp, kızarana kadar pişirelim.
Afiyet olsun :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...